DUYGULARIN TEMİZLENMESİ –Michael Brown

 Bu yazıyı okumadan önce “Şu Anki Deneyimleriniz Sizce Yeni mi? “ isimli yazımı okumanızı tavsiye ederim. Bu yazıdaki içerik Michael Brown’a aittir.

 Geçmişte kendini ifade etmemiş, dönüşmemiş enerjiler travmalar karşımızdaki kişilerin bize karşı davranışları olarak ortaya çıkar. Karşımıza çıkan kişilere her tepki verdiğimizde bizde dönüşmemiş bir enerji var demektir. Bu hali çocukluğumuzda öğreniriz. Çevremizdeki insanlarda hep aynı şeyleri yaparlar, tepki gösterir ve şuçlarlar.Bu davranış şeklini öğrenmemeyi seçtiğimizde yani olanın kendi sorumluluğumuz olduğunu kabul ettiğimizde tepki gösterme hali tamamen ortadan kalkar. Tepki göstermek ateşe benzin dökmek gibidir.Sorumluluk almak ise ateşe su atmak anlamına gelir. Tepki göstermek enerjiyi boşuna kullanmak demektir.

 Sizi üzen olay aslında sizi üzen bir durum değil de size hazırlanan  bir sınav niteliğindedir. Bu durum ilk defa olmuş ta değildir. Tepki vermenin ingilizce anlamı “reaction=reaksiyon yani tekrar aksiyondur. Verdiğiniz tepki yeni değildir. Eskinin tekrarı gerçekleşiyordur. Siz farkedene kadar benzer durum tekrarlanır durur. Ve siz her seferinde tepki verirsiniz. Çünkü bu çocukluğunuzda ailenizden ve/veya çevrenizden öğrendiğiniz bir şeydir. Bunlar hücrelerinizde kodlanmış durumdadır.

 Tepki ( reaction) gösterdikten sonra 2.aşama “Şuçlama” dır. İngilizcede suçlama “ blame” demektir. “Be Lame” kelime anlamı ise “ “sakat olma” dır. Suçlayarak dikkatimizi kendimizden uzaklaştır ve başkalarına yönlendiririr. Kendimizi özürlü, aciz duruma sokarız.Hayatımızda olanların sorumluluğunu almadıkça bu süreç hep böyle devam edecektir.Suçlama= Blame içimizde olanların yansımasıdır. Ve bu durumun tabii ki sonuçları olacaktır. Karşımızdakini suçlayarak kendimizi kurban rolüne sokar ve gücümüzü inkar ederiz.

 Bir sonraki aşama ise; Suçlu hissetme, utanma ve pişmanlıktır. Birini suçladığımızda bilinçsizce kendimizi de suçlu hissederiz. Başkalarını suçlayarak kendimize ihanet etmiş oluruz. Çünki başkalarını suçladığımızda ruhumuzun gücünü göz ardı etmiş oluruz. Yani olanların ruhumuzun kontrolü dışında olduğunu kabul etmiş oluruz. Bu şekilde “ cause=neden” and=ve “ effet=sonuç” kanunu da gözardı etmiş oluruz. Tepkili davranışlar hiç bir şekilde bize hizmet etmezler. Duygusal olarak hücrelerimize işlemiş olarak bu davranışlar nasıl öğrenildi ise öğrenilmemiş hale de gelebilir. Kendinize güvenin ve emin olun. Unutmayın hayatınızda olanlar evrenin bize hazırladığını oyunlardır. Hayatınızda terse giden, sizi sinirlendiren olayları evren bilinçli olarak size sunmaktadır. Kendinizi huzursuz hissettiğinizde” duygusal temizlenme rituelini” yapabilirsiniz.

 Öncelikle karşısınıza çkıpta dengenizi bozan kişilerin kesinilikle olan olaylardan haberi yoktur. Onlar sadece “mesaj” getirenlerdir. Onlar geçmişle bütünleşmekiçin hatıraların yüzeye çıkmasıdır. Bu yüzden “mesaj getiren”lere”saldırmak sonuç vermez. Evrenin limitsiz “mesaj getiren”leri vardır. Burada yapılacak ilk şey “mesaj getiren”i bir kenara bırakmak ve onu unutmaktır. Onlara verdikleri muhteşem hizmet için sadece teşekkür edebeilirsiniz. Tepki göstermek yerine tek başınıza kaldığınızda bunun üzerine çalışmak için kendinize söz verebilirsiniz. Emin olun bu tarz bir davranış çok cesaret ister.

 Sonra fiziksel, duygusal ve zihinsel drama içine girmeden“ Mesajn Alın” yani mesajın farkına varın.  Ve gelen mesajın ne olduğunu hissedin. Ve kendi kendinize  “ Ben üzgünüm”, Ben incindim”, “Kendimi çok yalnız hissediyorum” “Kendimi çok kızgın hissediyorum”, Kendimi çok üzülmüş hissediyorum” v.s. İçinizdeki hissin gerçekte bunlardan hangisi olduğunun farkına varın. Duygusal tepkiyi çağrıştran duyguları hissetmeye çalışın. Örneğin Kızgınsanız ; elleriniz titreyebilir, solar pleksusunuz sıkışabilir, yüzünüz kızarır. Gerçek hissi tamamiyle tesbit ettiğinizde 2.aşamada bitmiş olur. 3. aşamada gelen hisleri hiç bastırmadan iyice içine girin.Bastırmayın, yok saymayın sadece keşfedin. Bu duygu ile kalın, o anda kalın. Duyguyu yargılamadan ,herhangi bir sonuç çıkarmadan sadece hissedin. Sonra aynı geçmiş duyguları ne zaman  hissettiğinizi düşünün ve bunların dikkatinize gelmesi için izin verin, güvendesiniz, yapabilirsiniz.

Duygusal blokajları bedenizi fiziksel olarak iyice hissettiğinizde son aşama için hazırsınız demektir. Şimdi gelen duygulara bana doğru gelebilirsiniz, korku ve kısıtlama ile karşılaşmayacağını ve yargılamayacağınızı söyleyin. Duyguya “ şevkat”  gösterin. Sevgi ile kucaklayın . Şevkatin ingilizce anlamı” compassion” kelimeyi açarsak  “ come pass on” kelimelerini çağrıstırır. Bunun anlamı ise “gel ve devam et”tir. Duygulara aynen böyle söyleyin. Gel, nel olursan gel, ben buradayım. ( Mevlana da böyle söylememiş midir ? “Gel Ne olursan Gel” Bu teknik dışarıdaki dünyayı deneyimlediklerimiz aslında içimizdeki duygusal durumdan kaynaklanmaktadır. Barışı hayatımıza almamız, dışarısı ile bağlantımızın olmadığını anlatır. Sevgi ve şevkat kalbinize giden kapının tekrar açılması için kullanacağınız anahtardır.

  Bu ritüeli arzuladığınız zaman kullanmayı gözardı etmeyin. Ben de işe yaradı, yaramaya devam ediyor…

 Sevgiler

 Sibel

 NOT: Micheal Brown’nın Varoluş süreci kitabı türkçeye çevrilmiştir.

About these ads
Published in: on Nisan 27, 2011 at 7:29 pm  Yorumlar Kapalı  
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: