<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Gerçeğiniz Arzu ve İsteklerinizdir</title>
	<atom:link href="http://sibelkavunoglu.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://sibelkavunoglu.wordpress.com</link>
	<description>Sibel KAvunoğlu</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Jan 2012 16:37:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='sibelkavunoglu.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://0.gravatar.com/blavatar/e844b89530627faed65d45710806e3e8?s=96&#038;d=http%3A%2F%2Fs2.wp.com%2Fi%2Fbuttonw-com.png</url>
		<title>Gerçeğiniz Arzu ve İsteklerinizdir</title>
		<link>http://sibelkavunoglu.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://sibelkavunoglu.wordpress.com/osd.xml" title="Gerçeğiniz Arzu ve İsteklerinizdir" />
	<atom:link rel='hub' href='http://sibelkavunoglu.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Mutlu Olmak Kimin sorumluluğu Olmalı</title>
		<link>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2012/01/17/mutlu-olmak-kimin-sorumlulugu-olmali/</link>
		<comments>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2012/01/17/mutlu-olmak-kimin-sorumlulugu-olmali/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 16:37:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SibelK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sibelkavunoglu.wordpress.com/?p=134</guid>
		<description><![CDATA[Mutlu olmayı ve hissetmeyi hepimiz isteriz. Peki, bu arzumuzu gerçekleştirmekte neden bu kadar çok zorlanıyoruz? Çünkü ilişkilerimizde mutlu olup olmadığımızı ihtiyaçların karşılanmasına bağlıyoruz. Durum böyle olunca da taraflardan biri kendi arzu ve isteklerini erteleyerek diğerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliyor ve kişisel özgürlüğünden feragat ediyor. Fedakârlığı yapan kişi bu fedakârlığının karşılığını alamadığında ise, buraya kadar geliş sürecinde [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=134&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mutlu olmayı ve hissetmeyi hepimiz isteriz. Peki, bu arzumuzu gerçekleştirmekte neden bu kadar çok zorlanıyoruz?</p>
<p>Çünkü ilişkilerimizde mutlu olup olmadığımızı ihtiyaçların karşılanmasına bağlıyoruz. Durum böyle olunca da taraflardan biri kendi arzu ve isteklerini erteleyerek diğerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliyor ve kişisel özgürlüğünden feragat ediyor. Fedakârlığı yapan kişi bu fedakârlığının karşılığını alamadığında ise, buraya kadar geliş sürecinde atmış olduğu adımların kendi özgür iradesinin ürünü olduğunu unutup, karşısındakini suçlamaya başlıyor. Sonunda ilişkinin yürümeyeceğine karar veriliyor. Ve ilişki bitiyor. İlişki bitmesine bitiyor da geçmiş hikâye yeni ilişkide adeta bir hayalet gibi hortluyor. Önceki ilişkide her neyi istemişsek ve bu gerçekleşmemiş ise bir sonraki ilişkimizde bu isteğin karşılanmasını bekliyoruz. Hâlbuki hayatımızdaki yeni kişinin bu beklentiden haberi yoktur ve benzer durum bu yeni ilişkide de kendini gösterir.</p>
<p>Peki bu döngüden kendimizi nasıl kurtarabiliriz? Bu döngüden kurtulmanın tek yolu; sizi nelerin mutlu edeceğini tespit etmektir. Bu durumu şöyle de anlatabilirim. Bir mecmuada resmini gördüğünüz bir yemeği, dünyaca ünlü bir aşçıdan pişirmesini istersiniz. Aşçı engin tecrübesine dayanarak kendisine anlatılana en uygun yemeği yapıp önünüze getirir, yediğiniz yemek çok lezzetlidir ama aklınız hala o tadını bilmediğiniz yemektedir… Oysa ki mecmuada gördüğünüz yemeğin tadını bilmiş olsaydınız, aşçıya yemeğin tarifini daha iyi yapıyor olacaktınız. Sonuç olarak hem siz yediğiniz yemekten keyif almış olacaktınız, hem de aşçı yaptığı işten gurur duyacaktı. Anlayacağınız tam bir kazan kazan durumu olacaktı.</p>
<p>İşte aynı yemek örneğinde olduğu gibi kendi mutluluğunuzun tadını bilirseniz başkalarına da nasıl bir mutluluk istediğinizi de o kadar kolay anlatırsınız. Bunun içinde önce insanların sizi mutlu etmelerini beklemek yerine mutluluk yemeğinizin içinde nelerin olduğunu tespit etmekle başlayın. Sizi en çok neler mutlu eder? Şu meşhur mutluluk hissi nasıl bir histir? gibi soruların yanıtlarını bulun ki bu tarife en uygun olan mutluluğu pişirip afiyetle yiyin. Bu lezzetli yemek sonrasında ise mutluluk yüzdenizin en azından %70 belki de %80lere çıkacağından emin olabilirsiniz. Ve bundan sonra dostlarınız, eşiniz ve aileniz tarafından bu oran rahatlıkla %100 e çıkartılabilir. Mutluluk yüzdeniz %100 veya daha üstüne çıkınca da mutlu olmak için başkalarından destek almak yerine kendi mutluluğunuzu onlarla paylaşmaya başlarsınız ki bu durum en keyifli olan durumdur. Artık çabalamak zorunda olduğunuz hiç bir şey yoktur. Sadece paylaşmanın keyfini yaşarsınız.</p>
<p>Unutmayın, arzuladığınız sevginin ve mutlu olma halinin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorsanız, nasıl bir mutluluk istediğinizi başkalarına anlatamazsınız. Siz ne istediğinizi tam bilmiyorken başkasının bunu bilmesini beklemek haksızlık olur. Karşınızdaki kişiler sadece ellerinden geleni yani kendisinin en doğru bildiği şeyi yaparlar.</p>
<p>Sevgi ve mutluluğunun sizin için anlamını keşfetmek, hayatımızdaki deneyimlerin “ Neden-Sonuç” ilişkisini kurmak, duyguları bütünleştirmekle olur. Bunu sağlayan tek şey anda kalmaktır. Anda kalmayı sağlayan en iyi jimnastik hareketi ise meditasyondur. Hadi bugün başlayın ve diğerleri ile yaptığınız gibi kendinizle birlikte olun…..</p>
<p>Çünkü mutlu olmak sadece ve sadece sizin sorumluluğunuzdur…..</p>
<p>Sevgiler</p>
<p>Arzu ve İsteklerinizi Gerçeğinizi Oluştururlar</p>
<p>www.yourwishisyourreality.com</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/sibelkavunoglu.wordpress.com/134/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/sibelkavunoglu.wordpress.com/134/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/134/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/134/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/134/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/134/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/134/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/134/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/134/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/134/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/sibelkavunoglu.wordpress.com/134/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/sibelkavunoglu.wordpress.com/134/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/134/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/134/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=134&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2012/01/17/mutlu-olmak-kimin-sorumlulugu-olmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/d5a1e603cada00519a902aa47ad0c776?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tk1663</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İlerleme Potansiyelimiz !!!</title>
		<link>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2012/01/17/ilerleme-potansiyelimiz/</link>
		<comments>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2012/01/17/ilerleme-potansiyelimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 16:35:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SibelK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sibelkavunoglu.wordpress.com/?p=131</guid>
		<description><![CDATA[ Geçenlerde Pera müzesinde T.C Merkez Bankasının Sirentin Sureti koleksiyonunun sergisini gezmeye gittim. Müzeyi gezerken sergilenen tabloların arasına ünlü kişilere ait yazılar yerleştirilmişti.  Bu yazılardan en çok dikkatimi çeken Fransız Antropolog Claude Levi Straus’a ait olandı. C.Levi Straus bu yazısında” ilerleme” kavramına farklı bir bakış açısı getiriyordu.  Yazı şöyle idi; …….. ilerleme (eğer bu terim hala [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=131&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Geçenlerde Pera müzesinde T.C Merkez Bankasının Sirentin Sureti koleksiyonunun sergisini gezmeye gittim. Müzeyi gezerken sergilenen tabloların arasına ünlü kişilere ait yazılar yerleştirilmişti.  Bu yazılardan en çok dikkatimi çeken Fransız Antropolog Claude Levi Straus’a ait olandı. C.Levi Straus bu yazısında” <em>ilerleme</em>” kavramına farklı bir bakış açısı getiriyordu.  Yazı şöyle idi;</p>
<p><em>…….. ilerleme (eğer bu terim hala daha önce kullandığımızdan farklı bir gerçekliği belirtmeye uygunsa) ne kaçınılmazdır, ne de süreklidir; atlamalar, sıçramalar ya da biyologların dediği gibi mutasyonlardan kaynaklanır. Bu atlama ve sıçramalar sadece daha ileri doğru ve sürekli aynı yönde olmazlar; yön değiştirerek giderler, bunu çeşitli yönlere hamle olanakları bulunan ancak bunların hiçbiri aynı yönde olmayan satrançtaki ata benzetebiliriz. İlerlemekte olan insanlık, her bir yeni hareketiyle onun için artık tırmanılmış olan basamaklara yeni basamaklar ekleyen, merdiven çıkmakta olan adama benzetilemez: bu ilerleme daha çok, zar atmakta olan ve şansı zarların üzerine dağılmış bir oyuncuyu hatırlatır. Her atışında, zarların masanın üzerine farklı birleşimlere saçıldığı görülür. Birinde kazanılan, sürekli öbüründe kaybedilir ve tarih, zaman zaman birikimseldir, yani kısacası sonuçlar uygun bir birleşim oluşturmak için toplanırlar. &#8221;</em> Claude lévi-strauss 1959</p>
<p>Bu yazı insanlığın ilerlemesi ile ilgili olmakla birlikte felsefe konusunda derin birikimi olanların affına sığınarak bende yansıttığı anlamını sizlerle paylaşmak istiyorum.</p>
<p>İlerleme dediğimiz şey sadece ileri doğru ve sürekli olması gerekmez, değişik yönlere doğru yapılan çeşitli hamleler de ilerleme olarak kabul edilmelidir. Hayatta yaptığımız her türlü hamle ister ileri isterse diğer yönlere doğru olsun, aslında hamleler biriktikçe ilerleme potansiyelimizi oluştururlar. </p>
<p>Hayatımızda ilerleme baskısı bazen bizi öyle sıkıştırır ki; hareket etmekten kaçınmak en doğru yol gibi gözükebilir. Hâlbuki hareket etmeme hamlesi ilerleme yolunda denenmiş bir hamle olarak bir sonraki seçiminizin ne olacağını belirleyen hamlelerden biridir. Başka bir deyişle; hamlelerimizin yönü ne olur olsun, her biri seçimlerimiz sonucunda neler olabileceği konusunda fikir edinmemize yardımcı olur. Bazı hamleler bizi başarısızlığa sürüklemiş olabilir, ancak hepsi benzer hamleleri tekrar seçmemizi engelleyen yapı taşlarıdır. Ve bize artık farklı bir hamlenin yapılması gerektiğini açık ve net olarak hatırlatırlar.</p>
<p>Sonuç olarak hepinizin de bildiği gibi her hamlede bir şey öğrenilir. Hamlelerimizin birini öldürür, diğerini diriltiriz. Evrendeki hiçbir şeyin durağan olmadığı gibi hamlelerimizde durağan olmayacaktır.  Bu ölüm ve diriliş halinin farkında iseniz çok şanslısınız, farkında değilseniz yine şanslısınız, çünkü attığımız hamleler biriktikçe nasıl ve ne şekilde ilerleyeceğiniz daha da netleşecektir. Kesin olan tek şey her ölüm sonrasında tekrardan doğuş olacaktır. Ama bir daha aynı seçim olmayacaktır. Bu sefer her şey farklı olacaktır!</p>
<p>Bir düşünün ilerlemediğinizi düşündüğünüz bir anda, aslında yaptığınız o hamlenin ilerleme potansiyelinizin bir parçası olduğunu bilseniz, o an her neyi seçtiyseniz onu yapmaya devam eder miydiniz?  Yoksa daha farklı ve size keyif verecek bir şeyi mi yapardınız?</p>
<p>Mucize, şu an deneyimlediğinizden başka bir şeyi yapmaktır. Bırakın değişik ama size keyif verecek hamleler sizin ilerleme stiliniz olsun. Madem her ne yapıyorsak ilerliyoruz demek ise bari keyif alalım.</p>
<p>Unutmayın aslında hiçbir zaman durmuyorsunuz, hep ilerleme halindeydiniz. Önemli olan şu an seçtiğiniz hamlelerin neler olduğu ve biriktiklerindeki ilerlemenizin nasıl olacağıdır? </p>
<p>Sevgiler</p>
<p>Arzu ve İstekleriniz Gerçeğinizi Oluştururlar</p>
<p><a href="http://www.yourwishisyourreality.com/">www.yourwishisyourreality.com</a>                                                                              </p>
<p>&nbsp;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/sibelkavunoglu.wordpress.com/131/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/sibelkavunoglu.wordpress.com/131/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/131/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/131/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/131/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/131/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/131/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/131/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/131/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/131/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/sibelkavunoglu.wordpress.com/131/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/sibelkavunoglu.wordpress.com/131/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/131/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/131/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=131&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2012/01/17/ilerleme-potansiyelimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/d5a1e603cada00519a902aa47ad0c776?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tk1663</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yeteneklerimizin Götürdüğü Yere Gitmek</title>
		<link>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2012/01/17/yeteneklerimizin-goturdugu-yere-gitmek/</link>
		<comments>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2012/01/17/yeteneklerimizin-goturdugu-yere-gitmek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 16:33:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SibelK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sibelkavunoglu.wordpress.com/?p=128</guid>
		<description><![CDATA[Sahip olduğumuz yeteneklerin farkına varamıyoruz. Farkına varamayınca da bize ait olanı yapamıyor ve sonunda mutsuz oluyoruz. Bu haftaki yazıma sahip olduğu yeteneğin farkına varamayan küçük peri Tinker Bell’in hikâyesi ile başlamak istiyorum;              Periler Kraliçesi, yeni doğan küçük peri Tinker Bell’in yeteneğinin tespit edilmesi için tüm perileri etrafına toplar ve sihirli sopasıyla mantara benzeyen bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=128&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sahip olduğumuz yeteneklerin farkına varamıyoruz. Farkına varamayınca da bize ait olanı yapamıyor ve sonunda mutsuz oluyoruz. Bu haftaki yazıma sahip olduğu yeteneğin farkına varamayan küçük peri Tinker Bell’in hikâyesi ile başlamak istiyorum;</p>
<p>             Periler Kraliçesi, yeni doğan küçük peri Tinker Bell’in yeteneğinin tespit edilmesi için tüm perileri etrafına toplar ve sihirli sopasıyla mantara benzeyen bir platform oluşturur. Platformun üzerinde değişik semboller yer almaktadır. Tinker Bell bu sembollerin önünden yavaş yavaş geçer. Çekiç şeklindeki sembolün önüne geldiğinde bu sembolü önemsemez ve diğerlerine yönelir. Tinker Bell çekiçten uzaklaştıkça, çekiç peşinden gelmektedir. Periler Kraliçesi, peşinden gelen çekiç konusunda Tinker Bell’i uyarır. Tinker Bell çekice dokunur dokunmaz şimdiye kadar kimsenin görmediği parlaklıkta bir ışık demeti Tinker Bell’in etrafını sarar. Bu parlak ışık Thinker’in özel bir yeteneği olduğuna işaret etmektedir. Tinker Bell ise bu durumdan hiç hoşlanmamıştır. Tamirci olmanın sıkıcı olacağını düşünmektedir. Tinker Bell, rüzgâr perisi gibi olmaya çalıştığı bir günde rüzgâr perisinin oyununa gelir ve bahar mevsimi hazırlıklarını tamamen bozulmasına sebep olur. Durumu öğrenen periler kraliçesi mevsimlerden sorumlu baş perileri toplar. Yapacak bir şey yoktur. Bu sene Bahar mevsimi geç gelecektir. Tinker Bell yaptığı hatayı telafi etmek için neler yapabileceğini düşünürken birden Tamirci Perisi olduğu aklına gelir ve hemen işe koyulur. Tinker Bell özel yeteneğini kullanarak 2 gün içinde bahar hazırlıklarının tamamlanmasını sağlayacak yeni aletler yaratır. Ve bu yeni aletler ile bahar mevsimi hazırlıkları tam zamanında tamamlanır. Periler Kraliçesi, Thinker Bell’in diğer perilerle birlikte bahar mevsimini yaratmak üzere dünyaya gitmesine izin verir. Tinker Bell dünyaya gidebildiği için çok mutludur ve tamircilik yeteneğini artik daha çok sevmektedir.</p>
<p>                       Aslında biz de zaman zaman tıpkı Tinker Bell gibi davranıp özel yeteneğimizi görmezden geliriz. Çünkü aynı yeteneğin herkeste olduğuna inanırız. Kendimizinkiler yerine başkalarının yeteneklerine sahip olmayı isteriz. Bize ait olmayan yeteneklerin gerçekleştireceği hedeflere yöneliriz ki bu hedefler ya gerçekleşmez ya da gerçekleşmeleri zaman alır. Gerçekten mutlu olmak istiyorsak, sahip olduğumuz yetenekleri keşfetmeliyiz. Kendi yeteneklerimizi fark ettikçe kendimizi daha iyi tanırız. Kendimizi tanıdıkça da yaşam su gibi akmaya başlar. Önümüze yeni kapılar açılır. Ancak yeni kapıların açılması, önceki bakış akışımızı bırakmayı gerektirir ki bu da biraz zorlayıcı olabilir. Ancak zorluğun sonunda mutluluk ve özgürlük bizi bekliyor olacaktır.  Aslında önemli olan yeni kapıların açılmasına ne kadar hazır olduğumuzdur.</p>
<p> Sevgiler </p>
<p>Arzu ve İsteklerinizi Gerçeğinizi Oluşturur.</p>
<p>www.yourwishisyourreality.com</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/sibelkavunoglu.wordpress.com/128/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/sibelkavunoglu.wordpress.com/128/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/128/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/128/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/128/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/128/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/128/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/128/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/128/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/128/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/sibelkavunoglu.wordpress.com/128/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/sibelkavunoglu.wordpress.com/128/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/128/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/128/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=128&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2012/01/17/yeteneklerimizin-goturdugu-yere-gitmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/d5a1e603cada00519a902aa47ad0c776?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tk1663</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hoşça kal 2011,  Hoşça Gel 2012</title>
		<link>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2012/01/17/hosca-kal-2011-hosca-gel-2012/</link>
		<comments>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2012/01/17/hosca-kal-2011-hosca-gel-2012/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 16:30:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SibelK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sibelkavunoglu.wordpress.com/?p=125</guid>
		<description><![CDATA[Bugünlerde her sene yaptığım gibi 2012 yılının hedeflerini belirlemeye, 2011’in değerlendirmesini yapmaya başladım. Hedef belirleme işine ilk defa Sevgili Hocam Fatoş Ayvaz’ın koçluk eğitimi sırasında başladım. 2007 yılı hedef listem bayağı kalabalıktı. Listemde 95 adet hedef vardı. Allah ne verdiyse her şeyi eklemiştim. 2007 yılı sonunda bu hedeflerin ancak %70’ ini tamamlayabildim. 2008 yılı hedeflerimin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=125&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugünlerde her sene yaptığım gibi 2012 yılının hedeflerini belirlemeye, 2011’in değerlendirmesini yapmaya başladım. Hedef belirleme işine ilk defa Sevgili Hocam Fatoş Ayvaz’ın koçluk eğitimi sırasında başladım. 2007 yılı hedef listem bayağı kalabalıktı. Listemde 95 adet hedef vardı. Allah ne verdiyse her şeyi eklemiştim. 2007 yılı sonunda bu hedeflerin ancak %70’ ini tamamlayabildim. 2008 yılı hedeflerimin sayısı 50, 2009 yılındakiler 25, 2010 yılındakiler 21, 2011 yılındakiler ise 18 adetti. Kesin olan bir şey vardı ki, belirlediğim hedeflerin %10’u yıl içinde kendiliğinden eleniyordu. İşin doğrusu elenenler laf olsun diye belirlenmiş olanlardı. Ne yapalım bu kadar hata kadı kısmında da olurdu.</p>
<p>Bu çalışmayı her yapışımda geçmiş yıl hedeflerime göz atıp o sene neleri öğrendiğim konusunda durum değerlendirmesi yaparım ve bakış açımın yıllar içindeki değişimine tanık olurum. Size de tavsiye ederim, mutlaka deneyin. Çok keyif alacaksınız. Şimdi gelelim asıl konuya yani 2011 yılında neler öğrendiğime;</p>
<p>1-    Üç yıldır Sevgili Ebru Hocam Hikmet Barutçugil’in derslerine gidiyorum. Sevgili Hikmet hoca arada sırada bizlere bilgece laflar söyler ve ilginç hikâyeler anlatır. İşte o günlerin birinde; çok konuştuğumuzda ister istemez yalan söylemenin kaçınılmaz olacağından bahsetti. Çok doğruydu ve sanırım ben de arada sırada bu tür yalanlara başvuruyordum.</p>
<p>Söyle ki; kişi kitaptan okuduğu ya da fikirlerine güvendiği diğer kişinin anlattığı bilgileri kendi hayatında uygulamadan dostları ile paylaştığında yalan söylemiş olur. Çünkü bilgilerin doğruluğu ancak kişinin bu bilgileri kendi hayatında uyguladığında kanıtlanacaktır. Bu durumu elmayı hiç tanımayan bir insana, uzun uzun elmanın tarif edilmesine benzetebiliriz. Aslında elmayı anlatmak yerine kişi elmayı bir kez ısırmış olsa elmanın nasıl bir meyve olduğunu hemen anlayacaktır. İşte bu durumu fark ettiğimde, mümkünse kendi hayatımda uygulamadıklarımı insanlarla paylaşmamaya karar verdim. Denemeden hangi derde deva olacağını anlayamazdım. Uygulaması biraz zor olabilirdi ama önemli olan niyet etmekti. Belki 2012 yılı bu hali tamamen hayata geçirdiğim yıl olabilir.</p>
<p>2-Yaşamımda yarattığım o güzelim hikâyeleri fark ettim. Biraz üzücüydü, biraz da sinirlendim tabii ama çokça da güldüm. Olsun varsın, ya  hiç fark etmeseydim!!!</p>
<p>3-Artık ağzımdan çıkanlara daha dikkat ediyorum. Çünkü başkalarının rolünü <span style="text-decoration:underline;">çalmamanın </span>daha az yorucu olduğunu fark ettim.</p>
<p>4- İnsanların hayatlarına müdahale etmeden yardım etmenin yollarını keşfettim. Bu konunun detayını “<em>Yardım Etmenin Dayanılmaz Çekimi</em>” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.</p>
<p>5- Tek başına olmanın güçlü yanını keşfettim. “<em>Tek Başınalık</em>”’ derken neyi anladığımı öğrenmek isterseniz “<em>Yalnızlık mı? Tek Başınalık mı</em>?” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.</p>
<p>6-Arzu ve isteklerimin gerçekleşmesini sabırla beklerken, hiç ummadığım anda isteklerim gerçekleştiğinde hissettiğim şükran duygusunun mükemmelliğini keşfettim. Meğer şükran hissi sabrın arkasına saklanıyormuş.</p>
<p>7-İyi insan olmanın kolay olmadığını, daha milyonlarca fırın inşa edip milyonlarca ekmek pişirip pratik yapmam gerektiğini anladım.</p>
<p>8-Sadece iyi taraflarımı değil karanlık taraflarımı da görmeyi, fark etmeyi başardım. Karanlık taraflarımı keşfettikçe, aslında onların içinde de beni iyi tarafa sürükleyen güzel hareketler olduğunu gördüm.</p>
<p> Darısı artık 2012 yılının başına… 2012 yılında başıma gelenlere verdiğim tepkiyi arındırmaya ve daha çok mutlu ve özgür olmaya niyetliyim.</p>
<p> 2012 Yılı Arzu ve İsteklerinizin Gerçekleştiği, Unutamayacağınız Güzelliklerin Yaşandığı Bir Yıl Olsun.</p>
<p>Sevgiler,</p>
<p>Arzu ve İstekleriniz Gerçeğinizi Oluşturur</p>
<p>www.yourwishsiyourreality.com</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/sibelkavunoglu.wordpress.com/125/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/sibelkavunoglu.wordpress.com/125/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/125/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/125/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/125/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/125/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/125/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/125/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/125/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/125/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/sibelkavunoglu.wordpress.com/125/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/sibelkavunoglu.wordpress.com/125/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/125/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/125/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=125&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2012/01/17/hosca-kal-2011-hosca-gel-2012/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/d5a1e603cada00519a902aa47ad0c776?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tk1663</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Çevernizdeki Her şey sizi size Anlatıyor</title>
		<link>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2012/01/17/cevernizdeki-her-sey-sizi-size-anlatiyor/</link>
		<comments>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2012/01/17/cevernizdeki-her-sey-sizi-size-anlatiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 16:28:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SibelK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sibelkavunoglu.wordpress.com/?p=123</guid>
		<description><![CDATA[Evet, çevrenizdeki her şey sizi size anlatır. Seçimleriniz, bakış açınız, okuduğunuz kitaplar, dikkatinizi çeken haberler, seçtiğiniz filmler, yaptığınız sporlar, sevdiğiniz yemekler, hemen hemen hepsi. &#8220;Hadi canım ne demek oluyor, şimdi bu  demeyin. Ne demek istediğimi kendi yemek seçimlerimden örnek vererek açıklamak istiyorum.    Kendimi tanıma yolunda ilerlerken yemek seçimlerimin de buna paralel değiştiğini fark ettim. Örneğin; [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=123&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet, çevrenizdeki her şey sizi size anlatır. Seçimleriniz, bakış açınız, okuduğunuz kitaplar, dikkatinizi çeken haberler, seçtiğiniz filmler, yaptığınız sporlar, sevdiğiniz yemekler, hemen hemen hepsi. &#8220;Hadi canım ne demek oluyor, şimdi bu  demeyin. Ne demek istediğimi kendi yemek seçimlerimden örnek vererek açıklamak istiyorum.  </p>
<p> Kendimi tanıma yolunda ilerlerken yemek seçimlerimin de buna paralel değiştiğini fark ettim. Örneğin; eskiden sebze yeme alışkanlığım yoktu. Bu alışkanlığın yaşam tarzım ile bağlantısı ise enteresandı. Eskiden evde çiçek yetiştiremezdim. Hemen solarlardı. Şimdi ise birçok sebze çeşidi hayatıma girmiş durumda ve evdeki bitkilerim solmuyor. Hatta çiçek açmaz dedikleri bitkinin çiçekleri açıyor. Eskiden sadece bilinen yemekleri yeni yemek türlerini denemeye her zaman “ HAYIR” derdim. Örneğin hint yemekleri, bana çok ağır ve kokulu gelirdi. Şimdi ise değişik yemek lezzetleri tatmak benim için zevk haline geldi. Ve bu seçimime paralel olarak yeni şeyleri denemenin, yeni insanlarla tanışmanın tadını çıkartmaya başladım. Kontrolü bıraktıkça yeniyi hayatıma almak kolaylaştı<br />
             Baharatlarla olan ilişkim ise bambaşka bir hikâye. Sadece kekik, nane, tuz, biber hayatımda iken şimdi tüm baharatlara hayatımda yer veriyorum. Çünkü hissetmeyi kendime izin verdim.. Keşfettiğim bu yeni hislerin tatları ise hiç fena değil, hatta çok neşeli ve süpriz dolu. Bahsedeceğim son örneğim ise lavanta ile olan ilişkim; Eskiden lavantadan nefret ederdim. Sanki lavantada eskimişliği hissederdim, toz kokusu gelirdi burnuma. Şimdi ise lavantanın bir numaralı hayranlarındanım. Evimin her tarafını lavanta yağı ve lavanta kremleri istila etmiş durumda. Bu da gerçekten de huzuru seçtiğimi gösteriyor</p>
<p>Şimdi sizde benim gibi kendi yaşamınızı sondajlama oyununu oynamak ister misiniz?  Bilmece çözmeyi seviyorsanız bu oyun tam size göre. Bu oyununun sonunda hem kendinizi hem de çevrenizde yarattığınız dünyayı daha iyi tanıma fırsatını elde edebilirsiniz, hadi tespitlerinizi yapmaya başlayın ve elinize bir kâğıt ve kalem alın; Seçimlerinizi sondajlayın</p>
<p>Bu seçim ve/veya alışkanlık nasıl bir şey? Neleri anımsatıyor? Neleri temsil ediyor</p>
<p> - Bana kendimle ilgili ne anlatıyor?</p>
<p> - Hayatımdaki nelerle bağlantılı?</p>
<p>- Bağlantıyı tespit ettikten sonra ; Bu bilgi ile neler yapabilirim.- Hayatımda tutarsam sonuçları ne olur? Bu sonuçları hoşuma gider mi? Hayatımdan çıkarttırsam sonuçları ne olur? Bu sonuçlar hoşuma gider mi?</p>
<p> Bu soruları yanıtlarken olabilecekleri imgeleyin. Bu şekilde daha netleşirsiniz. .<br />
 Unutmayın, şu an yaptığınızdan başka bir şey yapmak her zaman insana iyi gelir. Kişinin bireysel farkındalığını arttırır. Hadi başlayın. İsterseniz sonuçları burada benimle paylaşın </p>
<p>Sevgiler</p>
<p> Arzu ve İstekleriniz Gerçeğinizi Oluşturur</p>
<p> <a href="http://www.yourwishisyourreality.com%3cbr/">www.yourwishisyourreality.com&lt;br</a> /&gt;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/sibelkavunoglu.wordpress.com/123/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/sibelkavunoglu.wordpress.com/123/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/123/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/123/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/123/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/123/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/123/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/123/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/123/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/123/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/sibelkavunoglu.wordpress.com/123/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/sibelkavunoglu.wordpress.com/123/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/123/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/123/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=123&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2012/01/17/cevernizdeki-her-sey-sizi-size-anlatiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/d5a1e603cada00519a902aa47ad0c776?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tk1663</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Değişim Hep Var ise Neden Sıkılıyoruz?</title>
		<link>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2011/11/14/degisim-hep-var-ise-neden-sikiliyoruz/</link>
		<comments>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2011/11/14/degisim-hep-var-ise-neden-sikiliyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2011 15:21:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SibelK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sibelkavunoglu.wordpress.com/?p=113</guid>
		<description><![CDATA[Doğada hiçbir şey aynı kalmaz.  Evrendeki her şey sürekli değişir. Hepimiz az çok bu değişimin farkındayız ve bu nedenle mevsimlerin, gece ve gündüzün değişimini her zaman anlayışla karşılarız. Sürekli gece ya da sürekli gündüz olmasını arzulamayız, bu konuda bilgece bir kabullenme hali içindeyizdir.  Hiç düşündünüz mü? Aynı bilgeliği hayatımızdaki değişimlere de uygulayabilsek nasıl olurdu? Olmaz [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=113&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://sibelkavunoglu.files.wordpress.com/2011/11/imagesca9pj8u81.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-116" title="imagesCA9PJ8U8" src="http://sibelkavunoglu.files.wordpress.com/2011/11/imagesca9pj8u81.jpg?w=470" alt=""   /></a>Doğada hiçbir şey aynı kalmaz.  Evrendeki her şey sürekli değişir. Hepimiz az çok bu değişimin farkındayız ve bu nedenle mevsimlerin, gece ve gündüzün değişimini her zaman anlayışla karşılarız. Sürekli gece ya da sürekli gündüz olmasını arzulamayız, bu konuda bilgece bir kabullenme hali içindeyizdir.  Hiç düşündünüz mü? Aynı bilgeliği hayatımızdaki değişimlere de uygulayabilsek nasıl olurdu?</p>
<p>Olmaz Olmaz !!!. hiç iyi olmazdı. Çünkü tepki vermeyi çok severiz. Tepki vermezsek var olamayacağımızı düşünürüz. Aslında değişimin hep farkındayız. Örneğin şu anki halimiz ile 2 sene önceki halimizin arasında büyük farklılıklar var. Ama biz yine de sahip olduklarımızın değişmemesi için elimizden gelen her şeyi yaparız. Hatta zaman zaman değişimi önlemek adına hayatımızdaki insanların özgürlüğünü kısıtlar, onların sahip olduğu güzel şeyleri bizden başka hiç kimse ile paylaşmasına izin vermeyiz. Kişi güzel şeylerini teker teker terk ettiğinde ise artık onu beğenmemeye başlarız. Ama olsun biz yine de sahip olduklarımızın aynı kalacağına dair hikâyeler yazmaya devam ederiz.  Sevdiklerimizin sahip oldukları o güzel şeyler sebebiyle dikkatimize çekildiklerini bir çırpıda unutuveririz.</p>
<p>Bazen de hikâyemize olan inancımızı sınamak isteriz ve başka bir hikâye yaratırız. Bu seferki hikâyenin konusu bir gün bizi terk edebileceklerine dairdir. Bu iki farklı senaryonun aynı anda var oluyor olması doğal olarak yaşamımızda dengesizlik yaratır. Hayatımızdaki kişi olanlara bir türlü anlam veremez.  Çünkü birbiri ile çelişen bu iki hikâyeden haberi yoktur, önceleri bizim onu çok sevdiğimizi düşünür.  Ancak kısıtlamaların dozajı arttıkça onu sevmediğimizi düşünmeye başlar. Çünkü teorik olarak mantıklı bir insan sevdiğinin arzu ve isteklerini kısıtlamayacaktır. Tüm bu değişimler olurken enteresan bir şey daha oluyordur. Değişimlerle birlikte bilincimiz de gelişir ve değişir. Bilincimiz değiştiği halde biz onun değişim öncesi halinde kalmasında ısrar ettiğimiz sürece kendimizi kendi gerçeğimizle yaptığımız savaşın içinde buluveririz. </p>
<p>Evrendeki değişim gibi her gün, her saat, her an değiştiğimizi kabul ettiğimizde sahip olduklarımızın  sadece bir yönü yerine diğer yönlerini de deneyimleme fırsatını elde ederiz. Yarattığımız hikâyelerin aynı kalması için diğerlerini ikna etmemize gerek kalmaz.  İlla hikâye yazmakta ısrarlı iseniz doğaçlama tekniğini seçin. Doğaçlama tekniğinde yazılı metin, kural, bağlanma, sonuçları kontrol etmek, eleştirilme korkusu olmaz, sadece siz olursunuz. Sadece ben keyifli olur mu? Demeyin tek başınalığın keyfini sürün, eşi benzeri olmayacak bir doğaçlama yapın.  Yaşarken bilin, yaşarken tanıyın, yaşarken keyif alın. Bir takım şeylerin değişmeyeceğine dair hikâyeler yaratarak kendinize boşluklar yaratmayın kısaca kendinizi hafife almayın. Değişimin güzelliğini fark edin.</p>
<p>Yazımı Osho’nun sıkılganlık üzerine yazdığı bir örnekleme ile bitirmek istiyorum. Osho der ki; İnsanlar sürekli aynı şeyi yaparlar ise doğal olarak sıkılırlar. Çünkü değişim insanoğlunun ruhunda var. Değişim olmadığında sıkılganlık başlar. Evrende sıkılmayan iki varlık vardır. Bir tanesi inek; bildiğiniz gibi inek aynı otlaktan ölünceye kadar otlansa dahi canı hiç sıkılmaz. Çünkü bilinci yoktur. Diğeri ise Buddha; Buddha hep anda kalır yani değişimin sürekli olduğunun farkındadır ve bunun doğal sonucu olarak hiçbir zaman sıkılmaz. Peki; Siz sıkılganlığın hangi tarafında olmak istersiniz?</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/sibelkavunoglu.wordpress.com/113/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/sibelkavunoglu.wordpress.com/113/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/113/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/113/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/113/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/113/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/113/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/113/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/113/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/113/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/sibelkavunoglu.wordpress.com/113/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/sibelkavunoglu.wordpress.com/113/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/113/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/113/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=113&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2011/11/14/degisim-hep-var-ise-neden-sikiliyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/d5a1e603cada00519a902aa47ad0c776?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tk1663</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://sibelkavunoglu.files.wordpress.com/2011/11/imagesca9pj8u81.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">imagesCA9PJ8U8</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Mutluluk Kimin Sorumluluğu Olmalı</title>
		<link>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2011/10/23/mutluluk-kimin-sorumlulugu-olmali/</link>
		<comments>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2011/10/23/mutluluk-kimin-sorumlulugu-olmali/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 19:32:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SibelK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sibelkavunoglu.wordpress.com/?p=102</guid>
		<description><![CDATA[Zaman zaman hayatımıza giren kişilerin bizi güvende hissettirmelerini ve mutlu etmelerini bekleriz. Neyse ki çok şanslıyız bu şehirde, kendini insanları mutlu etmeye adamış büyük bir insan grubu var. Peki biz neden hala mutlu olamıyoruz? Genelde en çok yaptığımız hatalardan birisi; sevgiyi ihtiyaçların karşılanması olarak tanımlıyor olmamız. İlişkilerde ihtiyaçlar karşılandıkça biri diğeri için vazgeçilmez hale geliyor. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=102&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://sibelkavunoglu.files.wordpress.com/2011/10/images.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-103" title="images" src="http://sibelkavunoglu.files.wordpress.com/2011/10/images.jpg?w=470" alt=""   /></a>Zaman zaman hayatımıza giren kişilerin bizi güvende hissettirmelerini ve mutlu etmelerini bekleriz. Neyse ki çok şanslıyız bu şehirde, kendini insanları mutlu etmeye adamış büyük bir insan grubu var. Peki biz neden hala mutlu olamıyoruz?</p>
<p>Genelde en çok yaptığımız hatalardan birisi; sevgiyi ihtiyaçların karşılanması olarak tanımlıyor olmamız. İlişkilerde ihtiyaçlar karşılandıkça biri diğeri için vazgeçilmez hale geliyor. Bir müddet sonra arzu ve istekler erteleniyor ve kişisel özgürlükten feragat etmeler başlıyor. Sonunda bu ikili bağımlılık hali, rahatsız edici oluyor, kişi başlangıçtaki amacını ve buraya kadar geliş sürecini unutup; ya yargılamaya başlıyor ya sevdiğini terk ediyor ya da bulunduğu ortamı değiştiriyor. Yani sonuçlar değiştirilerek çözüm üretilmeye çalışılıyor.  Hatta daha ileriye gidilerek önceki kişiden alınamayan her ne ise diğer bir kişiden talep edilmeye başlanıyor. Halbuki hayatımıza girip çıkan kişilerin arasında kan bağı dahi yok. Hiç bir zaman hiçbir şartta o eski anı unutulmuyor.</p>
<p>Aslında ta başından beri bizi nelerin mutlu edeceğine odaklansak, başkalarından beklediğimiz sevgiyi önce kendimize versek; dışarıdan herhangi bir şey talepte bulunmamıza gerek kalmayacak. Bu durumu bir filmde gördüğümüz yemeği dünyaca ünlü bir aşçının pişirmesini istememize benzetebiliriz. Aşçı engin tecrübesine dayanarak kendisine anlatılana en çok benzeyen yemeği yapıp önümüze getirir, yemek çok lezzetli olabilir ama yine de aklınız seyrettiğimiz filmdeki yemekte kalacaktır. Halbuki filmdeki yemeğin tadını tatmış olsaydınız, yemeği daha iyi tarif ediyor olacak ve dünyaca ünlü aşçınız arzuladığımız yemeği pişiriyor olacaktı.  Sonuç olarak hem yediğimiz yemekten keyif almış, hem de aşçı yaptığı işten gurur duymuş olacaktı. Anlayacağınız tam bir kazan kazan durumu ortaya çıkacaktı.</p>
<p>İşte aynı şekilde önce insanların sizi mutlu etmesi yerine mutlu olmanın sizin için ne ifade ettiğini bulmaya odaklandığınızda, arzuladığınız mutluluğu bizzat kendi kendinize sağladığınızda mutluluk yüzdeniz bir anda  %80 belki de %100 lere çıkabilir. Artık bundan sonrasında hayatınızdaki kişiler %80’nin üzerini rahatlıkla tamamlayabilir hatta %100 ün üstüne çıkabilirler.</p>
<p>Unutmayın arzuladığımız sevginin ve mutlu olma halinin nasıl bir şey olduğunu bilmezsek diğerlerinin bize sundukları sevgi ve mutluluğu da tam idrak edemeyiz. Karşımızdaki sadece elinden geleni yani kendi bildiğini yapar, sizin istediğinizi değil.</p>
<p>Sevgi ve mutluluğunun sizin için anlamını keşfetmek, hayatımızdaki deneyimlerin “ Neden-sonuç” ilişkisini kurmak, duyguları bütünleştirmekle olur. Bunu sağlayan tek şey anda kalmaktır. Anda kalmayı sağlayan en iyi jimnastik hareketi ise meditasyondur.</p>
<p>Hadi bugün başlayın ve diğerlerine yaptığınız gibi kendinizle birlikte olun….. Çünkü mutlu olmak sadece ve sadece sizin sorumluluğunuzdur…..</p>
<p>Yazımı Sogyal Rinpoche’nin The Tibetan Book of Living&amp;Dying kitabında bahsettiği “5 bölümlük Otobiyografi” isimli şiirle bitirmek istiyorum.</p>
<p>1-Sokakta aşağıya doğru yürüyorum<br />
Yürüyüş yolumda bir derin bir delik görüyorum<br />
Deliğin içine düştüm<br />
Kayboldum.. umutsuz durumdayım<br />
Burada olmak benim hatam değil<br />
Sonsuza kadar buradayım, çıkışı bulmam çok zor</p>
<p>2-Aynı sokaktan tekrar aşağıya doğru yürüyorum.<br />
Yürüyüş yolumda derin bir delik var.<br />
Onu görmemiş gibi yaptım<br />
Tekrar deliğin içine düştüm<br />
Deliğin içinde olduğuma inanamıyorum<br />
Burada olmak benim hatam değil<br />
Buradan çıkmak bayağı zamanımı alacak.</p>
<p>3- Aynı sokaktan aşağıya doğru tekrar yürüyorum<br />
Yürüyüş yolumda derin bir delik var.<br />
Onun orada olduğunu gördüm<br />
Yine de deliğin içine düştüm.. Bu bir alışkanlık oldu<br />
Artık gözlerim açıldı<br />
Nerede olduğumu biliyorum<br />
Bu benim hatam<br />
Hemen bu delikten çıkıyorum</p>
<p>4- Aynı sokaktan aşağıya doğru tekrar yürüdüm.<br />
Yürüyüş yolumda bir derin bir delik vardı.<br />
Etrafından yürüyüp geçtim</p>
<p>5-Artık başka bir sokaktan yürüyorum</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/sibelkavunoglu.wordpress.com/102/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/sibelkavunoglu.wordpress.com/102/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/102/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/102/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/102/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/102/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/102/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/102/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/102/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/102/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/sibelkavunoglu.wordpress.com/102/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/sibelkavunoglu.wordpress.com/102/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/102/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/102/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=102&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2011/10/23/mutluluk-kimin-sorumlulugu-olmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/d5a1e603cada00519a902aa47ad0c776?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tk1663</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://sibelkavunoglu.files.wordpress.com/2011/10/images.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">images</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bence Herkes Bu Hali Hakediyor!!!!!</title>
		<link>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2011/10/04/bence-herkes-bu-hali-hakediyor/</link>
		<comments>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2011/10/04/bence-herkes-bu-hali-hakediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Oct 2011 19:59:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SibelK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sibelkavunoglu.wordpress.com/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[Zaman zaman mümkün olsa da Matrix filmindeki Leo’nun yaptığı gibi kırmızı hapı seçip gerçeğe ulaşsam,.….Arzu ve isteklerimi engelleyen bakış açılarımı, inançlarımı bir kenara bırakabilsem hatta mümkünse  kendiliğinden yok edebilsem ne kadar güzel olurdu diye düşünüp dururum. Peki arzu ve isteklerimizin gerçekleşmesini engelleyen bakış açıları ile inançları neden fark edemiyoruz? Öncelikle çoğunuzun çok iyi bildiği inançların [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=95&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://sibelkavunoglu.files.wordpress.com/2011/10/imagescatt9630.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-96" title="imagesCATT9630" src="http://sibelkavunoglu.files.wordpress.com/2011/10/imagescatt9630.jpg?w=470" alt=""   /></a></p>
<p>Zaman zaman mümkün olsa da Matrix filmindeki Leo’nun yaptığı gibi kırmızı hapı seçip gerçeğe ulaşsam,.….Arzu ve isteklerimi engelleyen bakış açılarımı, inançlarımı bir kenara bırakabilsem hatta mümkünse  kendiliğinden yok edebilsem ne kadar güzel olurdu diye düşünüp dururum. Peki arzu ve isteklerimizin gerçekleşmesini engelleyen bakış açıları ile inançları neden fark edemiyoruz?</p>
<p>Öncelikle çoğunuzun çok iyi bildiği inançların var oluş hikâyesinden bahsetmek istiyorum.  Doğduğumuzda tamamen savunmasızızdır. Tüm ihtiyaçlarımız ailemiz tarafından karşılanır. Nefes alıp verebilmek için nasıl planlama yapmıyorsak günlük ihtiyaçlarımızın karşılanması için de plan yapmayız. Bakılmaya ihtiyaç duyarız. Bu bir yanılsama değil gerçektir.</p>
<p>Sonra etki tepki yasasını keşfederiz. Bir şeyler yaparız ve hemen yanıt gelir.  Örneğin güldüğümüzde tezahürat yapılacağını öğreniriz. Ve böylece Show hayatımız başlar. Ağlamanın yarattığı katma değere tanık oluruz. Mızırdanır mızırdanmaz aileden birisinin yanımıza geleceğini biliriz. Tüm arzu ve ihtiyaçlarımız anında karşılanmaktadır. Aradan zaman geçer bir de bakarız ki her şeyin <span style="text-decoration:underline;">merkezi olmuşuz</span>. Bu durum 7 yaşına kadar devam eder. 7 yaşında okula başladığımızda yeni bir dünyaya adım atarız. Anaokuluna gideceksek yenidünyaya adım 4 yaşında gerçekleşir.  </p>
<p>İlk olarak evdeki statümüzün bu yenidünyada geçerli olmadığını fark ederiz. Bizim gibi kendini dünyanın merkezi zanneden bir sürü çocukla karşılaşırız. Ve bir anda kendimizi rekabet ortamının içinde buluveririz. Ve enteresan bir şeye tanık oluruz. Kendini dünyanın merkezi olma hali (ego) evdeyken çok iyi çalıştığı halde dışarıda aynı performansı gösterememektedir. Ne yapmalı da evdeki statümüzü devam ettirmeli şeklinde çözüm ararken ego alır eline sazı ve statüyü korumak adına yeni kurallar, düşünce sistemleri ve bakış açıları yaratmaya başlar.  Yaratılan yeni hikâyeye öyle inanılır ki gerçekten işe yaradığı düşünülür. Gerçekte var olmayan var edilir. Arada bir huzursuzluk hissettiğimizde ise yeni bir hikâye yaratmanın gücünü kullanır ya inkâr eder ya da bastırırız.  Tüm bu olanların ufak bir yan etkisi vardır. O da hiçbir zaman büyüyemeyecek olduğumuzdur.</p>
<p>Büyümenin getireceği olgunluğu bir türlü hissedemeyiz. Sadece yaşımızı temsil eden rakam büyüdüğümüzü göstermektedir. Sürekli huzuru aramaya yöneliriz. “Huzurum Kalmadı” , “ Batsın Bu Dünya” en sevdiğimiz şarkılar arasında yer alır.  Hatta zaman zaman işimizi, eşimizi veya dostlarımızı değiştirme yolunu seçeriz.  Yine de benzer olaylar tekrar vuku bulur. Bunun sebebi çocukken her şeyin merkezi olma halini devam ettirmek adına yarattığımız hikaye(ler)nin işlevini hala sürdürüyor olmasıdır. Sadece günün birinde fark edilme (yok olma) tehlikesine karşı hasıraltı edilmişlerdir.  Hasıraltı edilen yer ise tüm hikâyelerin arşivlendiği bilinçaltıdır. Bizden başka kimsenin buraya giriş yetkisi yoktur. Hayırsever Morpheus’ta ortalarda yoktur ki bizi arşivin giriş şifresini hatırlatacak hapı versin.   </p>
<p>Bu durum aynen kabuğu olan bir tohuma benzer. Tohum biz, kabuk ise egomuzdur. Tohumun kabuğu çıkmadan nasıl çiçek açıp meyve veremeyecek ise doğduğumuz zaman kendimizi korumak için yarattığımız egoyu bir kenara bırakmazsak kendi gerçeğimizi hiçbir zaman ifade edemez duruma geliriz. Olayların gerçek yüzünü görememe, nesneleri hatta diğer canlıları yanlış yorumlama halini getirir..….Ve şu ünlü laf&#8230;. “kendi kazdığı kuyuya düştü” olayı gerçekleşir. Kuyuda olduğumuzu fark ettiysek ne ala…Fark etmezsek; vay halimize…&#8230;</p>
<p>Bundan kurtulmanın yolu, farklı bir şey yaparak her anı derin düşünme (meditasyon) halinde yaşamaktır. Farklı bir şey yaptığımızda farklı potansiyelleri keşfederiz ve bu şekilde bildiklerimizi kolayca sorgulama hali başlar. Çünkü farklı bir şey ile ilgilenirken kendimizi güven altına almak için her ne oluyor ise olanı fark edebilmeye dikkatimizi veririz. Alert halinde olduğumuzdan gerçekte neler olduğunun farkına varırız. Olanı anlarız, kendimizi fark ederiz. Bu da yaşamı meditasyon yapar gibi yaşama hali getirir ki, böylece algılarımızın kaynağını fark etme şansını yakalarız yani arşive girişin şifresi çözülür. Artık bundan sonra yapılacak tek şey hikâyenin saklandığı odaya gitmek için yolumuz üzerindeki koridorlardan birini seçmektir. Yanlış hikâyenin olduğu odaya götüren, hikâyemize direk bağlantılı, dolambaçlı v.b gibi bir sürü alternatif koridorla karşılaşırız. Eğer kestirme yolu seçtiysek ki bu en zorlu olandır, özgürlük işte buradadır.   </p>
<p>İşte o zaman tohumun kabuğu düşer ve insanları manipüle ederek sonucu değiştirmeye çalışmak yerine nasıl güzel bir çiçek olacağımızı keyifle beklemeye başlarız…..</p>
<p> Bence herkes bu hali hak ediyor….</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/sibelkavunoglu.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/sibelkavunoglu.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/sibelkavunoglu.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/sibelkavunoglu.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/95/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=95&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2011/10/04/bence-herkes-bu-hali-hakediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/d5a1e603cada00519a902aa47ad0c776?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tk1663</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://sibelkavunoglu.files.wordpress.com/2011/10/imagescatt9630.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">imagesCATT9630</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yaşamımızdaki Outsource Sürecini Anlamak</title>
		<link>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2011/09/18/yasamimizdaki-outsource-surecini-anlamak/</link>
		<comments>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2011/09/18/yasamimizdaki-outsource-surecini-anlamak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Sep 2011 20:33:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SibelK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sibelkavunoglu.wordpress.com/?p=92</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazımda outsource etme işinden bahsetmek istiyorum. Outsource etme; işletmelerin gittikçe artan bir biçimde, yalnızca sahip oldukları yetenek ve becerileri esas alan işleri yapmak istemeleri ve ana faaliyet alanına girmeyen işleri, organizasyon dışındaki başka işletmelerden almaları işine denir. İşletmenin outsource uygulamasına başlaması çalışanlar açısından tatsız da olsa yaratacağı katma değer düşünüldüğünde outsource etme yapılabilecek en [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=92&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://sibelkavunoglu.files.wordpress.com/2011/09/imagescaa1vv3f.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-93" title="imagesCAA1VV3F" src="http://sibelkavunoglu.files.wordpress.com/2011/09/imagescaa1vv3f.jpg?w=470" alt=""   /></a>Bu yazımda outsource etme işinden bahsetmek istiyorum.</p>
<p>Outsource etme; işletmelerin gittikçe artan bir biçimde, yalnızca sahip oldukları yetenek ve becerileri esas alan işleri yapmak istemeleri ve ana faaliyet alanına girmeyen işleri, organizasyon dışındaki başka işletmelerden almaları işine denir.</p>
<p>İşletmenin outsource uygulamasına başlaması çalışanlar açısından tatsız da olsa yaratacağı katma değer düşünüldüğünde outsource etme yapılabilecek en iyi hamledir. Bir kere bordronuz altındaki personel sayısı azalacaktır. Bu da kişi başına düşen gelir ve gider tutarında iyileşme demektir. Ayrıca İş süreçlerinde iyileştirme, geliştirme ile personel sorunlarıyla ilgilenecek idari kadro tahsis etmenize gerek kalmaz. Outsource sürecini girmeden önce sorun çıktığında;</p>
<p> “Sorunun kaynağı nedir?”, “Önümüzdeki engeller nelerdir?”, “Uygulanacak düzeltici ve önleyici faaliyetler neler?” Şeklindeki sorulara kafa patlatıp çözüm üretecekken, outsource sürecine girdikten sonra ;</p>
<p>“Bu nasıl bu hale geldi? Gerekli kontroller neden yapılmadı? Çok ama çok hatalı çalışıyor. Niye önceden düşünemediniz?” Şeklinde sorgulamalar yaparsınız. Çünkü soruna çözüm üretme sorumluluğu artık size ait değildir.</p>
<p><strong>Şimdi diyeceksiniz ki,  bu konudan bize ne !!! </strong></p>
<p>Outsource sürecini dikkatle incelediğinizde, yaşamınızda bir şekilde outsource işini denemiş olduğunuzu fark edersiniz. Nasıl mı? Şöyle ;</p>
<p>Öncelikle;  “Hayatınızda neleri outsource ediyorsunuz? Yani bir işi bilfiil kendiniz yapmak yerine o işin sorumluluğunu başkasına devrettiğiniz işler hangileri? Sorusunun yanıtını kendiniz için bulmanızı istiyorum. Yanıtı bulmak zor geldiyse;</p>
<p>Bakın bakalım gün içinde aşağıdaki sözleri ne kadar sıklıkla kullanıyorsunuz?</p>
<p><strong>Ben daha hızlı yapabilirdim.</strong></p>
<p><strong>Buradan kim sorumlu?</strong></p>
<p><strong>Çok ses çıkartıyorlar. Biraz daha sessiz olmalılar</strong></p>
<p><strong>Neden hep bana oluyor?</strong></p>
<p><strong>Niçin yapmadın?</strong></p>
<p><strong>Beni niçin sevmiyorsun?</strong></p>
<p><strong>Bana neden güvenmiyorsun?</strong></p>
<p>Veya ;</p>
<p> İnsanlara bir şeyler yaptırmak için tatlı tatlı konuşmayı mı tercih edenlerdensiniz?</p>
<p>Genelde patronunuz ve aile üyelerinden biri hakkında negatif konuşmalar yapar mısınız?</p>
<p>Sizinle aynı fikirde olmayan bir kişi ile konuşurken sesinizi yükseltir misiniz?</p>
<p>Bu sorular size tanıdık geliyor ise sizin de hayatınızda outsource etme işi söz konusu demektir. Birkaç örnekle açıklayacak olursam;</p>
<p><strong>Bana neden güvenmiyorsun?</strong> Dediğinizde, ben de size aynı soruyu soruyorum;</p>
<p>&lt;  En son ne zaman kendinize güvendiniz? &gt;</p>
<p>Gerçekten kendinize güveniyor olsaydınız karşınızdaki kişinin size güvenip güvenmediği ile ilgilenmiyor olurdunuz. Çünkü kendinize o kadar çok güvenirdiniz ki karşınızdakinin ne yaptığı umurunuzda olmazdı.</p>
<p><strong>“Çok ses çıkartıyorlar biraz daha sessiz olmalılar</strong>” Dediğinizde; Ben de size soruyorum,</p>
<p>&lt; En son ne zaman;</p>
<p>- Sürekli konuşarak konudan konuya geçmek yerine karşınızdakini dinlemeyi seçtiniz?</p>
<p>- Karşınızdakinin söylediklerini anlayabilecek kadar zihninizi sessizleştirdiniz?</p>
<p>- Kendi bildiklerinizi bir kenara bırakıp sadece size söyleneni dinlemeyi ve onu anlama sorumluluğunu aldınız ?.&gt;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gerçekten iyi bir dinleyici olsaydınız hayatınızda her ne oluyor ise sizinle ilgili olduğunu kavrayıp, farkındalığınızın nerelerde olduğunu kolaylıkla izliyor olurdunuz. Böylelikle de hedef ve amacınız doğrultusunda işler yapıp yapmadığınızı fark etmiş olurdunuz. Aslında arzu ettiğiniz işe gerçekten odaklıysanız ses çıkartanları da duymuyor olurdunuz.</p>
<p><strong>Beni hiç dinlemiyor?</strong> Dediğinizde; Ben de size soruyorum.</p>
<p>&lt;En son ne zaman kendinizi dinlediniz?</p>
<p>Gerçekten kendinizi dinliyor olsaydınız sadece kendinize odaklanmış olacağınızdan diğerlerinin neler yaptığı önemli olmazdı, çünkü o sırada içinizden geleni yapıyor olurdunuz. Durum böyle olunca da insanların sizi dinleyip dinlemedikleri ile ilgilenmiyor olurdunuz.</p>
<p><strong>Kardeşimi benden çok sevdiğini biliyorum Peki beni niçin sevmiyorsun?</strong> Dediğinizde; Ben de size soruyorum.</p>
<p>&lt;En son ne zaman kendinizi takdir ettiniz? Ne zamandan beri başkalarının sizi sevmediğine dair bir inanca kapıldınız? &gt;</p>
<p>Kardeşinizin daha çok sevildiğine dair yarattığınız inancınıza o kadar sarıldınız ki, bu inancın yaşayabilmesi için desteklenmesi gerekiyordu. Ve ne zaman anneniz kardeşinizle sohbet etse sizi aralarına almadıklarını düşündünüz. Tesadüfen evde kardeşinizin sevdiği yemek yapılsa, bu durumu onun daha çok sevildiğine dair inancınızla ilişkilendirdiniz. Hatta biraz daha da ileriye giderek bedeninizde fiziksel değişikler yarattınız örneğin kilo almaya başladınız. Ve sizi kritize edecekleri bir neden yarattınız. Artık yanıtını zaten bildiğiniz “Beni niçin sevmiyorsunuz? Sorusunu sormaya hazırdınız. Ve böylece kendinizi sevme sorumluluğunu outsource etme uygulaması başlamış oldu. Keşke diğerlerinin bu anlaşmadan haberi olsaydı. Keşke anlaşma şartlarının sizi ileride hangi zararlara uğratacağını farkına varabilseydiniz.</p>
<p>Hayatımızdaki bazı şeyleri, outsource etmek faydalıdır. Örneğin bankacılık yapan bir şirketin güvenliğini outsource etmesi gibi; sizde temizlik işleriniz için bir asistan kiralayabilirsiniz ama hiçbir zaman kendinizi sizden daha çok sevecek bir outsource firması bulamazsınız. Unutmayın ki alacağınız hizmeti değerlendirmenin en iyi yolu o işin nasıl yapıldığını bilmekten geçer. Yani Kendimizi Nasıl Seveceğimizi bilmezsek, başkasının bizi sevip sevmediğini tam olarak bilemeyiz.</p>
<p>Size tavsiyem bir an evvel hayatınızdaki outsource sürecini gözden geçirin. Söz konusu sizseniz, Bence değer;</p>
<p>Önemli olan neden olduğu değildir? Nasıl çözüleceğidir.</p>
<p>Önemli olan çok fazla düşünmeden olanı olduğu gibi fark etmektir. Aslında farkında olmak zor değildir. Zor olan bu farkındalığı devam ettirmektir….</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sevgiler</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/sibelkavunoglu.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/sibelkavunoglu.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/sibelkavunoglu.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/sibelkavunoglu.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/92/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=92&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2011/09/18/yasamimizdaki-outsource-surecini-anlamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/d5a1e603cada00519a902aa47ad0c776?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tk1663</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://sibelkavunoglu.files.wordpress.com/2011/09/imagescaa1vv3f.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">imagesCAA1VV3F</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Çevrenizde Yarattığınız Fırsatları Ne Derece Değerlendiriyorsunuz?</title>
		<link>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2011/09/05/cevrenizde-yarattiginiz-firsatlari-ne-derece-degerlendiriyorsunuz/</link>
		<comments>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2011/09/05/cevrenizde-yarattiginiz-firsatlari-ne-derece-degerlendiriyorsunuz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Sep 2011 13:44:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SibelK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sibelkavunoglu.wordpress.com/?p=86</guid>
		<description><![CDATA[Çevrenizde her ne oluyor ise sizin yansımanız olduğu söylenir. Hele bir de bazı spirituel çalışmalara katıldıysanız konu iyice derinleşmeye başlar. Ve &#8220;. Çevremdeki her şey benim yansımam ise ben de diğer insanlar gibi kızgın, bencil, acımasız ve kıskanç mıyım? Şeklinde kendinizi sorgulamaya başlarsınız. Bu konuya kuşkuyla yaklaşmak yerine biraz anlamaya çalıştığınızda ise çevrenizde olup biteni [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=86&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çevrenizde her ne oluyor ise sizin yansımanız olduğu söylenir. Hele bir de bazı spirituel çalışmalara katıldıysanız konu iyice derinleşmeye başlar. Ve &#8220;. Çevremdeki her şey benim yansımam ise ben de diğer insanlar gibi kızgın, bencil, acımasız ve kıskanç mıyım? Şeklinde kendinizi sorgulamaya başlarsınız. Bu konuya kuşkuyla yaklaşmak yerine biraz anlamaya çalıştığınızda ise çevrenizde olup biteni anlamanızı sağlayacak fırsat kapıları tek tek açılmaya başlar. Nasıl mı?</p>
<p>Diyelim ki çevrenizdeki hırsızlık olaylarına gerektiğinden fazla tepki veriyorsunuz; bu durumda yaşamınızda bazı hırsızlık türleri rol almaya başlamış demektir. Örneğin; izin almadan arkadaşınızın eşyalarını sahipleniyor veya gereksiz yere konuşarak rol çalıyor olabilirsiniz. Bu örnekler her ne kadar masum gibi görünseler de; banka soyma, parasını ödemeden marketten mal alma, evli insanlarla ilişkiye girme gibi hırsızlık olaylarından hiç de farklı değildirler.</p>
<p>Hayatınızda masumca da olsa hırsızlık teması var olduğu sürece çevrenizdeki hırsızlıklar dikkatinize çekilmeye devam edecektir. Hırsızlık temanız ile ilgili düzenleme yapmadığınız takdirde çevrenizdeki hırsızlık olayları dozajını artıracak ve gelecekte sizi nelerin beklediğini canlı sinema ekranı seklinde çevrenize yansıtacaktır.</p>
<p>Benzer durumu bir de &#8221; Yargılama&#8221; konusu ile de açıklamak istiyorum. Yargılama özelliği doğru kullanıldığında çok faydalıdır. Evrende var olanları daha iyi tanımamızı sağlar. Yargılama hali, diğerlerine göre ayrılık yaratma ve benimsememe gibi sonuçlar doğuruyor ise yargılamanın negatif hali görev başında demektir ki bu durumda çevrenizde birbirini kritize eden insanlar görmeye başlarsınız. Örneğin, sözde koruma amacıyla çocuğunu sürekli kritize eden anne, karısını sürekli kritize ederek tercihini değiştiren koca veya şiddet uygulayan koca , iletişim sorunu yaşayan dostlar&#8230;&#8230;.. gibi gibi.</p>
<p>Ama yine de siz de &#8220;karısını döven adam ben miyim” Şimdiye kadar kuşu bile incitmedim &#8221; diyor olabilirsiniz. Evet bir kuşu dahi incitmemiş olduğunuz doğru olabilir. Ancak kendinize yaptığınız işkence şüphe götürmez bir boyuta gelmiş olabilir. Örneğin, sürekli doğruyu oynamaya çalışırken içinizden gelen sesi dinlemiyor ve kendinize bir şekilde eziyet ediyor olabilirsiniz. İçinizdeki bu çatışma ile yüzleşmediğinizde ise çok yakında birbirine eziyet eden insanlar çevrenizde görüntülenmeye başlar.</p>
<p>Bu konuya bir de farklı bir açıdan bakalım; Örneğin; bir kişi hakkında yorum yaptınız ve en yakın dostunuz sizinle aynı fikirde olmadığını söyledi. Ve siz de  “yahu bunu nasıl görmezsin” şeklinde şaşkınlığınızı belirtiniz diyelim. Aslında dostunuzun gözünden kaçan bir şey yoktur. İkinizde haklısınızdır. Dostunuzun içindekiler sizinkilerden farklı olduğundan o kişiyi sizin gördüğünüz gibi görememektedir. Hatta bir gün gelir bakmışsınız bu sefer siz aynı kişi hakkında farklı düşünmeye başlamışsınız. O kişi aslında hiç değişmemiştir. Değişen tek şey sizsinizdir.</p>
<p>Biz değiştikçe çevremizde bukalemun gibi değişecek ise sürekli çevremize bakıp hayatımızı düzenlemek yerine çevremizde olanların sorumluluğu alarak gerekli aksiyonu almak yapılacak en akıllıca iş olacaktır. Yaşamınızda her seferinde hep aynı şeyleri deneyimliyorsanız, çevrenizde her ne ise içinizin yansıması olduğunu kabul edip hoşgörü ve anlayışı hayatınıza getirdiğinizde, aslında kendinize anlayış gösteriyor olacaksınız ve bakış açınız kendiliğinden değişecektir. Sonunda artık sizi hiçbir şey rahatsız etmemeye başlayacaktır. Bunun içinde çevrenize verdiğiniz tepkileri, insanlara verdiğiniz öğütleri ( ki bu öğütler her zaman kendinize verdiklerinizdir.) analiz ederek o an içinizde olan biteni kolayca anlayabilirsiniz. Ve zamanla önümüze açılan yeni fırsat kapıları sayesinde daha da mutlu olabiliriz.</p>
<p>Çevrenizdeki yansımaların size sunduğu fırsatları kaçırmayın.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/sibelkavunoglu.wordpress.com/86/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/sibelkavunoglu.wordpress.com/86/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/86/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/sibelkavunoglu.wordpress.com/86/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/86/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/sibelkavunoglu.wordpress.com/86/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/86/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/sibelkavunoglu.wordpress.com/86/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/86/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/sibelkavunoglu.wordpress.com/86/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/sibelkavunoglu.wordpress.com/86/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/sibelkavunoglu.wordpress.com/86/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/86/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/sibelkavunoglu.wordpress.com/86/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sibelkavunoglu.wordpress.com&amp;blog=22537229&amp;post=86&amp;subd=sibelkavunoglu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sibelkavunoglu.wordpress.com/2011/09/05/cevrenizde-yarattiginiz-firsatlari-ne-derece-degerlendiriyorsunuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/d5a1e603cada00519a902aa47ad0c776?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tk1663</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
