İyi Şeyleri bilirsek İyi şeyler yaparız…

Herkesin mutlu olmaya hakkı vardır. Hitler bile kendi mutluluğu için “Cause and Effect” yasasını göz ardı ederek bazılarını feda edecek aksiyonlar almıştır. İlerleyen yıllarda sürekli iş başında olan” Cause and Effect” yasası onu rahat bırakmamış, aldığı aksiyonların sonuçları onun yok olmasına sebep olmuştur. Hitler gibi olmasa da zaman zaman iyi bir şey yaptığımızı düşünerek kötü sonuçlar elde edebiliyoruz. Peki başkalarına zarar vermeden iyi şeyleri yapmayı nasıl garantileriz ???? Acaba bir sürü kitap okuyup doğru bilgilere ulaşarak sonuçlarını tek tek hesaplayarak, kafamızda bir sürü projeler gerçekleştirerek iyi şeyler yapmak mümkün olabilir mi? Geçmiş acı tecrübelerin yarattığı duygu ve düşünceler, iyiyi bilmemize ne kadar yardımcı olabilir ?

Buddhist Monk Shanditeva mutlu olmakla ilgili yaptığı benzetmelerin birinde “Yeryüzünde rahat yürüyebilmek için tüm dünyayı deri ile kaplamak yerine sadece ayaklarımızı deri ile kaplamanın” daha akıllıca olduğundan bahsetmektedir. Birey olarak iyi şeyler yapmaya başladığımızda yani şu andan itibaren diğer insanların yararına olacak aksiyonlar almaya başladığımızda gelecekte de iyi sonuçların oluşmasını garanti ederiz. Sonuçları iyi olan doğru aksiyonları alabilmek, zihni temizlemek ise zihni saflaştırmakla mümkümdür. Zihnimizi saflaştırdığımızda gerçek dışı beklenti ve yanlış algılardan arınmış oluruz. Taraf tutmadan iyi şeyler yapmaya başlarız. Zihni saflaştırmak ise “ içe dönme” ile mümkündür. İçe dönerek zihni saflaştırmak ise sürekli yapılan meditasyon ile sağlanır.

Ruhsal çalışmalar yapmaya başladığımda” içe dönme” lafını bir çok kez duymuştum. “İçe dönme”nin gerçek anlamını bildiğimi düşünerek insanlara “ içinize dönün” şeklinde tavsiyelerde bulunurdum. İçine dönmenin kendi arzularımın doğrultusunda karar almak olduğunu düşünür ve sürekli hislerime kulak vermeye çalışırdım. Aslında bu düşüncem bir bakıma doğru, bir bakıma yanlıştı. Doğru olan tek bir şey vardı ki hislerime her ne kadar kulak versem de tam olarak tatmin olamıyordum. Kendi arzum diye düşündüklerim aslında geçmiş tecrübelerimden edindiğim yanlış algılar ile gerçekçi olmayan beklentilerden kaynaklanıyordu. Geçmiş deneyimlerden elde edinilen algıları bilgisayar programının eski sürümüne benzetirim. Bildiğiniz gibi eski sürüm, yeni deneyimler üzerinde doğru çalışmaz. Eski versiyonu kullanmak, sürekli revizyon ve gözden geçirmelere sebep olur, sürekli revizyonlar bir süre sonra bizi yorar. Ve dışarıdaki nesne ve insanları suçlamaya başlarız. Hayattan keyif alamadığımız, kendimizi mutlu hissedemediğimiz anlar eski sürümü kullanmakta ısrarcı olduğumuz anlardır. Halbuki yapılması gereken tek şey yeni versiyonun yüklenmesidir. Yeni versiyonu kullanmaya başladığımızda zamanla hayatın yavaş yavaş kolaylaştığını fark ederiz.

İşte içe dönme mekaniği, tıpkı bilgisayar analistlerinin yeni versiyon üzerinde çalışma yapmalarına benzer. İçimize dönerek, deneyimimiz hakkında gerçekte ne hissettiğimizi ve bu hissin geçici mi kalıcı mı olduğu, bu hissi daha önce hissedip hissetmediğimizi, bu hissin yeni duruma uygun olup olmadığına dair iç değerlendirmeler yaparız. İçimizden gelen duygu ve düşünceleri tek tek analiz ederiz. Yani tasarımın gerçek kaynağına ulaşırız. En dipteki yanlış algı ve gerçek dışı beklentiyi yaratan probleme ulaşıp algılarımızı dönüştürdüğümüzde yaşadığımız zorluklar birden yok olur, kendimizi hafiflemiş hissederiz. Artık sadece tam bir tatmin ve mutluluk durumu oluşmuştur.

İçimize dönüp gerçekten iyi olanı belirlemek bizi iyi olanı bilmeye götürür. Evrende her şey her dakika değişiyor . Örneğin düşman bildiğiniz bir kişi, birden dostunuz olabiliyor veya çok sevmediğiniz bir yemeği yıllar sonra sever duruma gelebiliyorsunuz. Bu değişim devam ettikçe geçmiş deneyimlerden kaynaklanan gerçekçi olmayan beklenti ve yanlış algılara tutunmak yanlış bir seçimdir. Gerçek mutluluk ve tatmin içinizdeki gerçeği bulmanızda yatar. İçinizdeki gerçeği bildiğinizde iyi olanı da bilir hale gelir, iyi şeyler yapmaya başlarız. İyi şeyler yaptığımızda ise sonuçları her zaman iyi olur ve mutlu oluruz. İyi şeylerin kaynağı her zaman içeridedir, Herkesin mutlu olmaya hakkı vardır. Önemli olan;

İyi şeyler yapıp mutlu olmaya ne kadar isteklisiniz? Yoksa güvenli alanınızda kalmayı mı seçiyorsunuz?
Sevgiler

Ven Rita on travel – “The advantage of journeys to the inner world is, that you don’t need ticket, visa, passport or whatever, you can go when ever you want, you only need some courage. Now I don’t know about your inner world, but mine is definitely full of crap but fascinating. If you are not afraid of the crap, and you have some humour, the inner world certainly becomes the perfect travel ground.”

Reklamlar
Published in: on Nisan 27, 2011 at 7:14 pm  İyi Şeyleri bilirsek İyi şeyler yaparız… için yorumlar kapalı  
%d blogcu bunu beğendi: