Mutlu Olmak Kimin sorumluluğu Olmalı

Mutlu olmayı ve hissetmeyi hepimiz isteriz. Peki, bu arzumuzu gerçekleştirmekte neden bu kadar çok zorlanıyoruz?

Çünkü ilişkilerimizde mutlu olup olmadığımızı ihtiyaçların karşılanmasına bağlıyoruz. Durum böyle olunca da taraflardan biri kendi arzu ve isteklerini erteleyerek diğerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliyor ve kişisel özgürlüğünden feragat ediyor. Fedakârlığı yapan kişi bu fedakârlığının karşılığını alamadığında ise, buraya kadar geliş sürecinde atmış olduğu adımların kendi özgür iradesinin ürünü olduğunu unutup, karşısındakini suçlamaya başlıyor. Sonunda ilişkinin yürümeyeceğine karar veriliyor. Ve ilişki bitiyor. İlişki bitmesine bitiyor da geçmiş hikâye yeni ilişkide adeta bir hayalet gibi hortluyor. Önceki ilişkide her neyi istemişsek ve bu gerçekleşmemiş ise bir sonraki ilişkimizde bu isteğin karşılanmasını bekliyoruz. Hâlbuki hayatımızdaki yeni kişinin bu beklentiden haberi yoktur ve benzer durum bu yeni ilişkide de kendini gösterir.

Peki bu döngüden kendimizi nasıl kurtarabiliriz? Bu döngüden kurtulmanın tek yolu; sizi nelerin mutlu edeceğini tespit etmektir. Bu durumu şöyle de anlatabilirim. Bir mecmuada resmini gördüğünüz bir yemeği, dünyaca ünlü bir aşçıdan pişirmesini istersiniz. Aşçı engin tecrübesine dayanarak kendisine anlatılana en uygun yemeği yapıp önünüze getirir, yediğiniz yemek çok lezzetlidir ama aklınız hala o tadını bilmediğiniz yemektedir… Oysa ki mecmuada gördüğünüz yemeğin tadını bilmiş olsaydınız, aşçıya yemeğin tarifini daha iyi yapıyor olacaktınız. Sonuç olarak hem siz yediğiniz yemekten keyif almış olacaktınız, hem de aşçı yaptığı işten gurur duyacaktı. Anlayacağınız tam bir kazan kazan durumu olacaktı.

İşte aynı yemek örneğinde olduğu gibi kendi mutluluğunuzun tadını bilirseniz başkalarına da nasıl bir mutluluk istediğinizi de o kadar kolay anlatırsınız. Bunun içinde önce insanların sizi mutlu etmelerini beklemek yerine mutluluk yemeğinizin içinde nelerin olduğunu tespit etmekle başlayın. Sizi en çok neler mutlu eder? Şu meşhur mutluluk hissi nasıl bir histir? gibi soruların yanıtlarını bulun ki bu tarife en uygun olan mutluluğu pişirip afiyetle yiyin. Bu lezzetli yemek sonrasında ise mutluluk yüzdenizin en azından %70 belki de %80lere çıkacağından emin olabilirsiniz. Ve bundan sonra dostlarınız, eşiniz ve aileniz tarafından bu oran rahatlıkla %100 e çıkartılabilir. Mutluluk yüzdeniz %100 veya daha üstüne çıkınca da mutlu olmak için başkalarından destek almak yerine kendi mutluluğunuzu onlarla paylaşmaya başlarsınız ki bu durum en keyifli olan durumdur. Artık çabalamak zorunda olduğunuz hiç bir şey yoktur. Sadece paylaşmanın keyfini yaşarsınız.

Unutmayın, arzuladığınız sevginin ve mutlu olma halinin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorsanız, nasıl bir mutluluk istediğinizi başkalarına anlatamazsınız. Siz ne istediğinizi tam bilmiyorken başkasının bunu bilmesini beklemek haksızlık olur. Karşınızdaki kişiler sadece ellerinden geleni yani kendisinin en doğru bildiği şeyi yaparlar.

Sevgi ve mutluluğunun sizin için anlamını keşfetmek, hayatımızdaki deneyimlerin “ Neden-Sonuç” ilişkisini kurmak, duyguları bütünleştirmekle olur. Bunu sağlayan tek şey anda kalmaktır. Anda kalmayı sağlayan en iyi jimnastik hareketi ise meditasyondur. Hadi bugün başlayın ve diğerleri ile yaptığınız gibi kendinizle birlikte olun…..

Çünkü mutlu olmak sadece ve sadece sizin sorumluluğunuzdur…..

Sevgiler

Arzu ve İsteklerinizi Gerçeğinizi Oluştururlar

http://www.yourwishisyourreality.com

Reklamlar
Published in: on Ocak 17, 2012 at 4:37 pm  Yorum Yapın  

İlerleme Potansiyelimiz !!!

 Geçenlerde Pera müzesinde T.C Merkez Bankasının Sirentin Sureti koleksiyonunun sergisini gezmeye gittim. Müzeyi gezerken sergilenen tabloların arasına ünlü kişilere ait yazılar yerleştirilmişti.  Bu yazılardan en çok dikkatimi çeken Fransız Antropolog Claude Levi Straus’a ait olandı. C.Levi Straus bu yazısında” ilerleme” kavramına farklı bir bakış açısı getiriyordu.  Yazı şöyle idi;

…….. ilerleme (eğer bu terim hala daha önce kullandığımızdan farklı bir gerçekliği belirtmeye uygunsa) ne kaçınılmazdır, ne de süreklidir; atlamalar, sıçramalar ya da biyologların dediği gibi mutasyonlardan kaynaklanır. Bu atlama ve sıçramalar sadece daha ileri doğru ve sürekli aynı yönde olmazlar; yön değiştirerek giderler, bunu çeşitli yönlere hamle olanakları bulunan ancak bunların hiçbiri aynı yönde olmayan satrançtaki ata benzetebiliriz. İlerlemekte olan insanlık, her bir yeni hareketiyle onun için artık tırmanılmış olan basamaklara yeni basamaklar ekleyen, merdiven çıkmakta olan adama benzetilemez: bu ilerleme daha çok, zar atmakta olan ve şansı zarların üzerine dağılmış bir oyuncuyu hatırlatır. Her atışında, zarların masanın üzerine farklı birleşimlere saçıldığı görülür. Birinde kazanılan, sürekli öbüründe kaybedilir ve tarih, zaman zaman birikimseldir, yani kısacası sonuçlar uygun bir birleşim oluşturmak için toplanırlar. ” Claude lévi-strauss 1959

Bu yazı insanlığın ilerlemesi ile ilgili olmakla birlikte felsefe konusunda derin birikimi olanların affına sığınarak bende yansıttığı anlamını sizlerle paylaşmak istiyorum.

İlerleme dediğimiz şey sadece ileri doğru ve sürekli olması gerekmez, değişik yönlere doğru yapılan çeşitli hamleler de ilerleme olarak kabul edilmelidir. Hayatta yaptığımız her türlü hamle ister ileri isterse diğer yönlere doğru olsun, aslında hamleler biriktikçe ilerleme potansiyelimizi oluştururlar. 

Hayatımızda ilerleme baskısı bazen bizi öyle sıkıştırır ki; hareket etmekten kaçınmak en doğru yol gibi gözükebilir. Hâlbuki hareket etmeme hamlesi ilerleme yolunda denenmiş bir hamle olarak bir sonraki seçiminizin ne olacağını belirleyen hamlelerden biridir. Başka bir deyişle; hamlelerimizin yönü ne olur olsun, her biri seçimlerimiz sonucunda neler olabileceği konusunda fikir edinmemize yardımcı olur. Bazı hamleler bizi başarısızlığa sürüklemiş olabilir, ancak hepsi benzer hamleleri tekrar seçmemizi engelleyen yapı taşlarıdır. Ve bize artık farklı bir hamlenin yapılması gerektiğini açık ve net olarak hatırlatırlar.

Sonuç olarak hepinizin de bildiği gibi her hamlede bir şey öğrenilir. Hamlelerimizin birini öldürür, diğerini diriltiriz. Evrendeki hiçbir şeyin durağan olmadığı gibi hamlelerimizde durağan olmayacaktır.  Bu ölüm ve diriliş halinin farkında iseniz çok şanslısınız, farkında değilseniz yine şanslısınız, çünkü attığımız hamleler biriktikçe nasıl ve ne şekilde ilerleyeceğiniz daha da netleşecektir. Kesin olan tek şey her ölüm sonrasında tekrardan doğuş olacaktır. Ama bir daha aynı seçim olmayacaktır. Bu sefer her şey farklı olacaktır!

Bir düşünün ilerlemediğinizi düşündüğünüz bir anda, aslında yaptığınız o hamlenin ilerleme potansiyelinizin bir parçası olduğunu bilseniz, o an her neyi seçtiyseniz onu yapmaya devam eder miydiniz?  Yoksa daha farklı ve size keyif verecek bir şeyi mi yapardınız?

Mucize, şu an deneyimlediğinizden başka bir şeyi yapmaktır. Bırakın değişik ama size keyif verecek hamleler sizin ilerleme stiliniz olsun. Madem her ne yapıyorsak ilerliyoruz demek ise bari keyif alalım.

Unutmayın aslında hiçbir zaman durmuyorsunuz, hep ilerleme halindeydiniz. Önemli olan şu an seçtiğiniz hamlelerin neler olduğu ve biriktiklerindeki ilerlemenizin nasıl olacağıdır? 

Sevgiler

Arzu ve İstekleriniz Gerçeğinizi Oluştururlar

www.yourwishisyourreality.com                                                                              

 

Published in: on Ocak 17, 2012 at 4:35 pm  Yorum Yapın  

Yeteneklerimizin Götürdüğü Yere Gitmek

Sahip olduğumuz yeteneklerin farkına varamıyoruz. Farkına varamayınca da bize ait olanı yapamıyor ve sonunda mutsuz oluyoruz. Bu haftaki yazıma sahip olduğu yeteneğin farkına varamayan küçük peri Tinker Bell’in hikâyesi ile başlamak istiyorum;

             Periler Kraliçesi, yeni doğan küçük peri Tinker Bell’in yeteneğinin tespit edilmesi için tüm perileri etrafına toplar ve sihirli sopasıyla mantara benzeyen bir platform oluşturur. Platformun üzerinde değişik semboller yer almaktadır. Tinker Bell bu sembollerin önünden yavaş yavaş geçer. Çekiç şeklindeki sembolün önüne geldiğinde bu sembolü önemsemez ve diğerlerine yönelir. Tinker Bell çekiçten uzaklaştıkça, çekiç peşinden gelmektedir. Periler Kraliçesi, peşinden gelen çekiç konusunda Tinker Bell’i uyarır. Tinker Bell çekice dokunur dokunmaz şimdiye kadar kimsenin görmediği parlaklıkta bir ışık demeti Tinker Bell’in etrafını sarar. Bu parlak ışık Thinker’in özel bir yeteneği olduğuna işaret etmektedir. Tinker Bell ise bu durumdan hiç hoşlanmamıştır. Tamirci olmanın sıkıcı olacağını düşünmektedir. Tinker Bell, rüzgâr perisi gibi olmaya çalıştığı bir günde rüzgâr perisinin oyununa gelir ve bahar mevsimi hazırlıklarını tamamen bozulmasına sebep olur. Durumu öğrenen periler kraliçesi mevsimlerden sorumlu baş perileri toplar. Yapacak bir şey yoktur. Bu sene Bahar mevsimi geç gelecektir. Tinker Bell yaptığı hatayı telafi etmek için neler yapabileceğini düşünürken birden Tamirci Perisi olduğu aklına gelir ve hemen işe koyulur. Tinker Bell özel yeteneğini kullanarak 2 gün içinde bahar hazırlıklarının tamamlanmasını sağlayacak yeni aletler yaratır. Ve bu yeni aletler ile bahar mevsimi hazırlıkları tam zamanında tamamlanır. Periler Kraliçesi, Thinker Bell’in diğer perilerle birlikte bahar mevsimini yaratmak üzere dünyaya gitmesine izin verir. Tinker Bell dünyaya gidebildiği için çok mutludur ve tamircilik yeteneğini artik daha çok sevmektedir.

                       Aslında biz de zaman zaman tıpkı Tinker Bell gibi davranıp özel yeteneğimizi görmezden geliriz. Çünkü aynı yeteneğin herkeste olduğuna inanırız. Kendimizinkiler yerine başkalarının yeteneklerine sahip olmayı isteriz. Bize ait olmayan yeteneklerin gerçekleştireceği hedeflere yöneliriz ki bu hedefler ya gerçekleşmez ya da gerçekleşmeleri zaman alır. Gerçekten mutlu olmak istiyorsak, sahip olduğumuz yetenekleri keşfetmeliyiz. Kendi yeteneklerimizi fark ettikçe kendimizi daha iyi tanırız. Kendimizi tanıdıkça da yaşam su gibi akmaya başlar. Önümüze yeni kapılar açılır. Ancak yeni kapıların açılması, önceki bakış akışımızı bırakmayı gerektirir ki bu da biraz zorlayıcı olabilir. Ancak zorluğun sonunda mutluluk ve özgürlük bizi bekliyor olacaktır.  Aslında önemli olan yeni kapıların açılmasına ne kadar hazır olduğumuzdur.

 Sevgiler 

Arzu ve İsteklerinizi Gerçeğinizi Oluşturur.

http://www.yourwishisyourreality.com

Published in: on Ocak 17, 2012 at 4:33 pm  Yorum Yapın  

Hoşça kal 2011, Hoşça Gel 2012

Bugünlerde her sene yaptığım gibi 2012 yılının hedeflerini belirlemeye, 2011’in değerlendirmesini yapmaya başladım. Hedef belirleme işine ilk defa Sevgili Hocam Fatoş Ayvaz’ın koçluk eğitimi sırasında başladım. 2007 yılı hedef listem bayağı kalabalıktı. Listemde 95 adet hedef vardı. Allah ne verdiyse her şeyi eklemiştim. 2007 yılı sonunda bu hedeflerin ancak %70’ ini tamamlayabildim. 2008 yılı hedeflerimin sayısı 50, 2009 yılındakiler 25, 2010 yılındakiler 21, 2011 yılındakiler ise 18 adetti. Kesin olan bir şey vardı ki, belirlediğim hedeflerin %10’u yıl içinde kendiliğinden eleniyordu. İşin doğrusu elenenler laf olsun diye belirlenmiş olanlardı. Ne yapalım bu kadar hata kadı kısmında da olurdu.

Bu çalışmayı her yapışımda geçmiş yıl hedeflerime göz atıp o sene neleri öğrendiğim konusunda durum değerlendirmesi yaparım ve bakış açımın yıllar içindeki değişimine tanık olurum. Size de tavsiye ederim, mutlaka deneyin. Çok keyif alacaksınız. Şimdi gelelim asıl konuya yani 2011 yılında neler öğrendiğime;

1-    Üç yıldır Sevgili Ebru Hocam Hikmet Barutçugil’in derslerine gidiyorum. Sevgili Hikmet hoca arada sırada bizlere bilgece laflar söyler ve ilginç hikâyeler anlatır. İşte o günlerin birinde; çok konuştuğumuzda ister istemez yalan söylemenin kaçınılmaz olacağından bahsetti. Çok doğruydu ve sanırım ben de arada sırada bu tür yalanlara başvuruyordum.

Söyle ki; kişi kitaptan okuduğu ya da fikirlerine güvendiği diğer kişinin anlattığı bilgileri kendi hayatında uygulamadan dostları ile paylaştığında yalan söylemiş olur. Çünkü bilgilerin doğruluğu ancak kişinin bu bilgileri kendi hayatında uyguladığında kanıtlanacaktır. Bu durumu elmayı hiç tanımayan bir insana, uzun uzun elmanın tarif edilmesine benzetebiliriz. Aslında elmayı anlatmak yerine kişi elmayı bir kez ısırmış olsa elmanın nasıl bir meyve olduğunu hemen anlayacaktır. İşte bu durumu fark ettiğimde, mümkünse kendi hayatımda uygulamadıklarımı insanlarla paylaşmamaya karar verdim. Denemeden hangi derde deva olacağını anlayamazdım. Uygulaması biraz zor olabilirdi ama önemli olan niyet etmekti. Belki 2012 yılı bu hali tamamen hayata geçirdiğim yıl olabilir.

2-Yaşamımda yarattığım o güzelim hikâyeleri fark ettim. Biraz üzücüydü, biraz da sinirlendim tabii ama çokça da güldüm. Olsun varsın, ya  hiç fark etmeseydim!!!

3-Artık ağzımdan çıkanlara daha dikkat ediyorum. Çünkü başkalarının rolünü çalmamanın daha az yorucu olduğunu fark ettim.

4- İnsanların hayatlarına müdahale etmeden yardım etmenin yollarını keşfettim. Bu konunun detayını “Yardım Etmenin Dayanılmaz Çekimi” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

5- Tek başına olmanın güçlü yanını keşfettim. “Tek Başınalık”’ derken neyi anladığımı öğrenmek isterseniz “Yalnızlık mı? Tek Başınalık mı?” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

6-Arzu ve isteklerimin gerçekleşmesini sabırla beklerken, hiç ummadığım anda isteklerim gerçekleştiğinde hissettiğim şükran duygusunun mükemmelliğini keşfettim. Meğer şükran hissi sabrın arkasına saklanıyormuş.

7-İyi insan olmanın kolay olmadığını, daha milyonlarca fırın inşa edip milyonlarca ekmek pişirip pratik yapmam gerektiğini anladım.

8-Sadece iyi taraflarımı değil karanlık taraflarımı da görmeyi, fark etmeyi başardım. Karanlık taraflarımı keşfettikçe, aslında onların içinde de beni iyi tarafa sürükleyen güzel hareketler olduğunu gördüm.

 Darısı artık 2012 yılının başına… 2012 yılında başıma gelenlere verdiğim tepkiyi arındırmaya ve daha çok mutlu ve özgür olmaya niyetliyim.

 2012 Yılı Arzu ve İsteklerinizin Gerçekleştiği, Unutamayacağınız Güzelliklerin Yaşandığı Bir Yıl Olsun.

Sevgiler,

Arzu ve İstekleriniz Gerçeğinizi Oluşturur

http://www.yourwishsiyourreality.com

Published in: on Ocak 17, 2012 at 4:30 pm  Yorum Yapın  

Çevernizdeki Her şey sizi size Anlatıyor

Evet, çevrenizdeki her şey sizi size anlatır. Seçimleriniz, bakış açınız, okuduğunuz kitaplar, dikkatinizi çeken haberler, seçtiğiniz filmler, yaptığınız sporlar, sevdiğiniz yemekler, hemen hemen hepsi. “Hadi canım ne demek oluyor, şimdi bu  demeyin. Ne demek istediğimi kendi yemek seçimlerimden örnek vererek açıklamak istiyorum.  

 Kendimi tanıma yolunda ilerlerken yemek seçimlerimin de buna paralel değiştiğini fark ettim. Örneğin; eskiden sebze yeme alışkanlığım yoktu. Bu alışkanlığın yaşam tarzım ile bağlantısı ise enteresandı. Eskiden evde çiçek yetiştiremezdim. Hemen solarlardı. Şimdi ise birçok sebze çeşidi hayatıma girmiş durumda ve evdeki bitkilerim solmuyor. Hatta çiçek açmaz dedikleri bitkinin çiçekleri açıyor. Eskiden sadece bilinen yemekleri yeni yemek türlerini denemeye her zaman “ HAYIR” derdim. Örneğin hint yemekleri, bana çok ağır ve kokulu gelirdi. Şimdi ise değişik yemek lezzetleri tatmak benim için zevk haline geldi. Ve bu seçimime paralel olarak yeni şeyleri denemenin, yeni insanlarla tanışmanın tadını çıkartmaya başladım. Kontrolü bıraktıkça yeniyi hayatıma almak kolaylaştı
             Baharatlarla olan ilişkim ise bambaşka bir hikâye. Sadece kekik, nane, tuz, biber hayatımda iken şimdi tüm baharatlara hayatımda yer veriyorum. Çünkü hissetmeyi kendime izin verdim.. Keşfettiğim bu yeni hislerin tatları ise hiç fena değil, hatta çok neşeli ve süpriz dolu. Bahsedeceğim son örneğim ise lavanta ile olan ilişkim; Eskiden lavantadan nefret ederdim. Sanki lavantada eskimişliği hissederdim, toz kokusu gelirdi burnuma. Şimdi ise lavantanın bir numaralı hayranlarındanım. Evimin her tarafını lavanta yağı ve lavanta kremleri istila etmiş durumda. Bu da gerçekten de huzuru seçtiğimi gösteriyor

Şimdi sizde benim gibi kendi yaşamınızı sondajlama oyununu oynamak ister misiniz?  Bilmece çözmeyi seviyorsanız bu oyun tam size göre. Bu oyununun sonunda hem kendinizi hem de çevrenizde yarattığınız dünyayı daha iyi tanıma fırsatını elde edebilirsiniz, hadi tespitlerinizi yapmaya başlayın ve elinize bir kâğıt ve kalem alın; Seçimlerinizi sondajlayın

Bu seçim ve/veya alışkanlık nasıl bir şey? Neleri anımsatıyor? Neleri temsil ediyor

 – Bana kendimle ilgili ne anlatıyor?

 – Hayatımdaki nelerle bağlantılı?

– Bağlantıyı tespit ettikten sonra ; Bu bilgi ile neler yapabilirim.- Hayatımda tutarsam sonuçları ne olur? Bu sonuçları hoşuma gider mi? Hayatımdan çıkarttırsam sonuçları ne olur? Bu sonuçlar hoşuma gider mi?

 Bu soruları yanıtlarken olabilecekleri imgeleyin. Bu şekilde daha netleşirsiniz. .
 Unutmayın, şu an yaptığınızdan başka bir şey yapmak her zaman insana iyi gelir. Kişinin bireysel farkındalığını arttırır. Hadi başlayın. İsterseniz sonuçları burada benimle paylaşın 

Sevgiler

 Arzu ve İstekleriniz Gerçeğinizi Oluşturur

 www.yourwishisyourreality.com<br />

Published in: on Ocak 17, 2012 at 4:28 pm  Yorum Yapın