Çevremizdeki İnsanlara Ne kadar Alan Tanıyoruz?

 

Çevrenizdeki insanlarla ilişkilerinizi nasıl düzenliyorsunuz?  İnsanlara karşı kendinizi koruma altına alanlardan mı yoksa onlara istedikleri alanı kolayca verebilenlerden misiniz?

Ben çevremizdekilerle aramızda oluşturduğumuz alanın kendimizi nasıl algıladığımızla bağlantılı olduğuna inanıyorum.  Yani insanlarla olan ilişkimiz kendimizle olan ilişkimizin aynasıdır. Kendimizle bağlantımız kuvvetlendikçe de çevremizdekilerle ilişkilerimiz de güzelleşir. Bugünkü yazımda Orhan’ın insanlarla arasında nasıl bir alan oluşturduğunu anlatan bir hikâyemi sizlerle paylaşmak istiyorum. Hikâyenin ismi “Ali ile Orhan’ın Dostluğu”

Uzak bir diyarda güzel insanların yaşadığı küçük bir köy varmış.  Köydeki çocuklar kış mevsimi geldiğinde köyün merkezindeki okula giderlermiş. Hikâyemizin kahramanı Ali ise, bu okulun en çalışkan öğrencilerindenmiş. Her sene sınıf birinciliğini kimseye bırakmazmış. Okuldaki diğer çocukların aileleri, çocuklarının Ali’yi örnek almalarını isterlermiş. Ali ise, derslerinde gösterdiği başarıyı, insan ilişkilerinde göstermekte zorlanır, sürekli kibirinin esiri olurmuş.

Günlerden bir gün okula yeni bir öğrenci gelmiş. Yeni öğrencinin adı Orhan’mış. Orhan mavi gözleri, sarı saçları ile çok sevimli bir erkek çocuğuymuş. Babasının görevi icabı bu köye yerleşmişler.  Orhan, çok sakin bir çocukmuş. Sınıfın yaramaz çocuklarından olan Kemal, bir gün Orhan’ın siniri alınmış haline son vermek niyetiyle onun yolunu kesmiş. Orhan gülümseyerek Kemal’in istediği gibi bir oyunu oynamak istemediğini ama isterse birlikte farklı şeyler yapabileceklerini söylemiş. Kemal bu duruma daha da sinirlenmiş ve bu sefer fiziksel olarak Orhan’a sataşmaya başlamış. Orhan ise tüm gayreti ile karşılık vermemeye çalışıyormuş. Tam o sırada oradan geçen Ali, Orhan’a yapılan haksızlığa dayanamayarak Kemal’e;

Görmüyor musun sana karşılık vermek istemiyor yine de onun üzerine gidiyorsun. Sen ne biçim insansın, demiş.

Kemal ise Ali’nin müdahalesine kızarak;

Üzerine vazife olmayan şeylere karışmasan olmaz değil mi?, sen git dersine çalış, demiş.  Ali ise Kemal’in Orhan’ı rahat bırakması için ısrar etmeye devam etmiş. Sonunda Ali ile Kemal kavga etmeye başlamışlar. Ali, içinden nasıl oluyor da böyle bir duruma düştüğünü düşünse de okul çantası ile Kemal’e vurmaya devam ediyormuş. Birden bire Orhan, ikisinin arasına girmiş. O kadar kuvvetli ve kararlı bir şekilde ikisinin arasında durmaya becermiş ki biri diğerine ulaşamaz olmuş. Bu arada kolunun tersi ile kendisine yapılan fiziksel saldırıları ustaca geri püskürtüyormuş. Orhan’ın bu kadar kuvvetli ve çevik olmasına Ali de Kemal de çok şaşırmış. Sonunda yorulup savaşmayı bırakmışlar.  İlk olarak Kemal,

Ufff sizinle de güzel oyun oynanmıyor, tam bir oyunbozansınız, diyerek uzaklaşmış. Ali ise hem üstünü başını temizliyor hem de Orhan’a söyleniyormuş.

Madem bu kadar kuvvetliydin neden kuvvetini başta göstermedin. Bak üstüm başım ne hale geldi. Çok tuhaf bir insansın.  Bence hemen öğretmene şikâyet etmelisin. Kemal okula ilk geldiğinde sorun çıkartacağını hemen anlamıştım ve ondan önce davranıp onu hocaya şikâyet ettim. O günden beri bana yaklaşmaz oldu. Ben her şeyi hep önceden planlarım ve bu şekilde başıma kötü bir gelmez, tüm olasılıkları düşünürüm. Senin gibi aptallık yapmam, demiş. Orhan ise;

Sevgili Ali, seni çok iyi anlıyorum. Olaylar henüz gerçekleşmeden sürekli önlem almaya çalışarak gücünü boşa harcadığının farkında mısın?  Babamın görevi gereği sürekli okul değiştirmek zorunda kaldım. Ortamım her değiştiğinde kendimi güvende hissedebilmek adına bir sürü yeni önlem geliştiriyordum. Çoğunda da başarılı oldum ama bir gün aldığım önlemlerin işe yaramadığını fark ettim. Her şey o kadar çabuk değişiyor ki hiç değişmeyeceği senaryosuna dayanarak sabit bir güven ortamı oluşturmaya çalışmak imkânsız olanla uğramak olduğunu anladım. İnsanlarla aramdaki alanı yakınlaştırmanın yolunu aradım demiş.

Nasıl buldun mu bari demiş Ali.

Evet demiş Orhan ve konuşmasına şöyle devam etmiş;  İnsanlarla aramızdaki boşluğu genişletmek ya da daraltmak tamamen bizim elimizde. Onların bize zarar vereceğini düşündüğümüzde insanlarla aramızdaki alanı bu düşüncelerle doldururuz. Bunun üzerine zihnimiz bu zararın nasıl oluşacağına dair bir sürü senaryo sunmaya başlar. Henüz gerçekleşmemiş olan bu senaryolara inanmaya başladığımızda ise insanlarla aramızdaki mesafe genişler. Ve çevremizde çok az insan kalır. Ben artık bu yolu seçmiyorum, çünkü bu yol yorucu ve anlamsız. Örneğin her hangi bir şey olup ta zihnim korumaya yönelik düşünceler yarattığında, biliyorum ki bu düşünceler evrendeki bir sürü olasılıklardan bir kaçı ve gerçekleşme oranı %100 bile değil. Hemen bu düşünceleri geri gönderiyorum ve sadece önümde olana odaklanıyorum. Ve sonra kendi kendime yeni bir deneyim seni karşılıyor, hadi aç kendini, seni geliştirecek bir şeyler olabilir, keşfet diyorum. Önce bedenimi rahatlatıyorum ve böylece zihnimden rahatlatan düşüncelerin geçmesini sağlıyorum. Çünkü huzurluysam huzurun çağrıştırdığı düşüncelerin geleceğini çok iyi biliyorum. Ve böylece karşımdaki ile aramdaki mesafeyi daraltıyorum.  Öyle ki beni kendi gibi görüyor ve mutlu oluyor. Onlar mutlu olunca ben de mutlu oluyorum, diyerek sözlerine son vermiş Orhan.

Hıım….enteresan . Sanırım ben insanlarla aramdaki alanı sürekli gerçek olmayan düşünceler ile doldurup onlarla aramdaki mesafeyi genişletiyorum. Her zaman iyi bir çocuğun yapması gerekenleri yaptığım halde okuldaki arkadaşlarım ile kardeşlerimin bana karşı neden mesafeli olduklarını düşünüp dururdum. Demek neden buymuş. Güzel bir yöntem bulmuşsun, seni tebrik ederim dostum

demiş Ali.

O günden sonra Ali ile Orhan birbirlerine daha yakın olmuşlar, birlikte güzel vakit geçirmişler. Okuldaki diğer çocuklara da “Alanı Daraltma ” oyununu öğretmişler. Artık her şey daha da keyifli olmuş….

Siz de dilerseniz “Alanı Daraltma ” oyununu oynayabilirsiniz. Yeni bir gün, yeni olasılıklar, yeni deneyimler demektir. Geçmiş tecrübe ve endişelerle yaşamak insanlarla aranızdaki mesafeyi genişletir. Ünlü bir söz var ama kimin söylediğini hatırlamıyorum. Söz şöyleydi; “Bugüne faydası olacak ise geçmişi bugüne getirin”. Bugünü bugün yaşayın, yarın olduğunda ise sizi geliştirmeyecekse dünü unutmayı seçin. Maalesef bu seçimi yapmak bizim sorumluluğumuz…

Sevgiler

Arzu ve İstekleriniz Gerçeğinizi Oluşturur.

http://www.yourwishisyourreality.com

Reklamlar
Published in: on Aralık 26, 2013 at 6:44 pm  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://sibelkavunoglu.wordpress.com/2013/12/26/cevremizdeki-insanlara-ne-kadar-alan-taniyoruz/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: