Değişimi Nasıl Algılıyorsunuz?

 

Değişimin gerekliliğine inansakta değişmemek için elimizden gelen her şeyi yaparız. Değişime ne kadar hazırsanız kendinize izin vermeye ve sevmeye de hazırsınız demektir. Değişim önce zor gelir ancak bize birçok güzel hediye sunar. Değişim her zaman bizimle birliktedir bizi hiç terk etmez.

Bugünkü yazımda küçük Henry’nin değişim öyküsünü paylaşmak istiyorum. Bakalım Henry’nin hikâyesinde kendinizden bir şeyler bulabilecek misiniz?

İngiltere’de küçük bir köyde Ryan Ailesi yaşarmış. Ryan ailesi çiftçilik yaparak geçinirmiş. Hikâyemizin kahramanı Henry ise, Ryan Ailesinin buzdolabında yaşayan bir buz parçasıymış. Henry, görevi dışındaki konularla ilgilenmezmiş. Zamanla işine o kadar çok odaklanmış ki etrafındaki dostlarının seslerini duyamaz hale gelmiş. Artık kendini çok yalnız hissediyormuş. Bu konuda bir şeyler yapması gerektiğini düşünmüş. Aile fertlerinden birinin onu buzdolabından çıkarması dışında başka bir alternatifi olmadığını anladığı bir anda buzdolabının kapısı açılıvermiş ve buzdolabının önünde Anne Ryan; Dolly belirivermiş. Henry, içinden“Bu iyi bir fırsat olabilir, kendimi Dolly’e gösterebilirsem belki beni buradan çıkarır ve bende dış dünyaya açılabilirim” diye düşünmüş.” Dolly’nin onu seçmesi için dua etmeye başlamış. Dolly, buzluktaki buzları alıp elindeki buz kabına yerleştirirken Henry’nin yakınındaki buzlar yer değiştirmiş ve Henry, bahçeye açılan kapının önüne doğru fırlamış.  Öğlen yemeğinin hazırlanmasını bekleyen ailenin küçük oğlu Aidan, Henry’i mutfak kapısının önünde görünce mutfak kapısını hafifçe aralamış ve Henry’e sıkı bir tekme atarak onu bahçeye fırlatmış.

.

Henry, küçük Aidan sayesinde artık bahçedeymiş. Merakla bahçedeki renkli çiçekleri, kelebekleri ve küçük perileri izlemeye başlamış. Önce sırtında kırmızı siyah benekleri olan bir sürü böcek dikkatini çekmiş. Bu böcekler hem uçabiliyor hem de yürüyebiliyorlarmış. Sonra yanından ağır ağır ilerleyen bir tırtıl görmüş. Küçük tırtıl bedenini kıvırarak ilerliyor, güneş ışınları bedenine değdikçe bedenindeki renkler gittikçe daha da parlaklaşıyormuş. Henry, “Ne kadar neşeli bir bahçe burası” diye düşünmüş. Henry çevresindekileri izlerken birden hafiflediğini fark etmiş.  “Bu nasıl olabilir” diye düşünürken onu ısıtanın güneş olduğunu fark etmiş. İşte o zaman güneşin onu eritip ve yok edeceğini anlamış. Farklı bir şeyler yapmayı isterken böyle bir durumun başına geleceğini düşünemediği için kendine çok kızmış. Tam o sırada Henry’nin yanında altın renkli saçları olan bir peri belirmiş.

-“Hey buz kardeş, burada ne arıyorsun” demiş Peri.

– “ Hiç sorma. Ben de burada ne aradığımı bir türlü anlayamıyorum. Buzdolabında rahat rahat otururken değişik bir şeyler yapma arayışına girdim ve kendimi bu bahçede buldum. Ne yazik ki sevgili güneş kardeş beni yok etmeye başladı. Rica etsem beni bahçenin en serin yerine götürebilir misin? “diye sormuş Henry. Peri, Henry’nin istediğini yerine getirerek onu güneşin en az olduğu yer olan elma ağacının gölgesine götürmüş.

-“Sanırım çok bir şey farketmedi. Hala erimeye devam ediyorum” demiş Henry
– “Buraya gelmeden önce gerçekten aklından geçen neydi? “ diye sormuş Peri

Uzun zamandır işimden başka bir şeyi düşünemez olmuştum. Bir müddet sonra çevremde konuşacak kimse kalmadığını fark ettim ve kendimi çok mutsuz hissettim. Hayatımda biraz değişiklik olmasını istedim ve işte şimdi buradayım” demiş Henry
-“Henry, arzu ve isteklerini belirlerken çok dikkatli olmalıydın. Burası sihirli bir bölge. Buradaki perilerin bu çevrede bulunan herkesin isteklerini gerçekleştirme yemini var. Demek ki aramızdan birisi senin arzunu duymuş ve yaşadığın soğutucudan bu bahçeye seni getirebilmek için gerekli ayarlamaları yapmış.
-“Teşekkür ederim ama ben yok olmayı dilememiştim ki !!! “demiş Henry
– “Sence gerçekten yok mu oluyorsun” diye sormuş Peri
– “Tabii ki, halimi görmüyor musun, gittikçe zayıflıyorum, bir müddet sonra eriyip yok olacağım” demiş Henry
-“Henry, tüm bunlar olmadan önce gerçekten ne istediğini hatırlamaya çalış” demiş Peri
– “Hımm. Evet evet, yeni bir şeyleri denemek, kendimi daha mutlu hissetmek istemiştim” demiş Henry

-“Henry uzun yıllar, kendi kabuğuna çekildin ve kendini dışarıya kapadın. Doğadaki diğer canlıların da yaptığı gibi dönüşmen ve farklı deneyimlere açılman gerekiyordu. Aslında sen düşündüğünden de çok güçlüsün. O kadar güçlüsün uzun yıllar Ryan Ailesinin buzdolabında kalabildin. Şimdi senden şu ana iyice odaklanmanı istiyorum. Sence gerçekten yok mu oluyorsun bak bakalım etrafına ne görüyorsun?” demiş Peri
-“Hiç bir şey gördüğüm yok, şu an tek bildiğim yok oluyor olmam” demiş Henry
-Henry o kadar inatçısın ki seni bekleyen güzellikleri fark edemiyorsun. Bak bakalım senden ayrılan parçalar nereye gidiyor?”
diye sormuş Peri
-“Bazıları toprağa sızmaya başladı, bazıları ise küçük çiçeklerin içine sızıyor, bazı parçalarım ise buharlaşıp havaya dağılıyor. Offf gittikçe parçalanıyorum” diye ağlamaya başlamış Henry
-“Henry şimdi beni dikkatle dinlemeni istiyorum. Buharlaşıp havaya karışanlar ile, toprağın içindeki ve çiçek yapraklarındaki seni hissedebiliyor musun?” diye sormuş Peri
Henry; Derin bir nefes almış ve içine dönmüş. İşte o an kendinden ayrılan parçaları hissetmeye başlamış. Toprağa yayılan kısımları aracılığıyla toprağın sıcaklığında yıllarca özlediği şefkati hissetmiş. Buharlaşıp havaya karışan kısımlarının gökyüzündeki bulutlara ve uçan kuşlara doğru yol aldığını görmüş ve dünyaya yukarıdan bakmak ne kadar güzel, özgür olmak böyle bir his olmalı diye düşünmüş. Çiçeğin içine yayılan kısımlarının ise çiçeğin köküne doğru ilerleyerek evrenin besin zincirine dâhil oluşunu izlemiş. Kendini tüm doğa ile bütünleşmiş gibi hissetmiş. Yavaş yavaş bu yeni oluşumun düşündüğü gibi korkunç olmadığına inanmaya başlamış. Aslında kendine tek bir dünya yerine birçok dünya yarattığını fark etmiş. Ve Peri dostuna bu farkındalık için çok teşekkür etmiş. Elma ağacının altında yeniden doğuşunun keyfini çıkarmaya devam etmiş.

İşte küçük Henry’nin hikâyesi böyle. Zaman zaman sizde Henry gibi güvenli alanınızı bırakmamak adına sizi bekleyen güzelliklere kendinizi kapattığınız oluyor mu? Yaşamınızda keyif alamadığınız, kendinizi mutlu hissedemediğiniz, heyecanınızı kaybettiğiniz alanlar var ise bu alanlarda kendinizi evrenin limitsiz potansiyeline açmak için kendinize izin vermeye ne dersiniz? Sizi heyecanlandıracak, keyif verecek şeyler yapmaya ne dersiniz? Ancak unutmayın yapmayı planladığınız her ne ise şu ana kadar yapmadığınız bir şey olsun. BAŞKA BİRŞEY.

 

Unutmayın hiç bir şey göründüğü gibi değil ve bize olanlar hiç bir zaman tesadüf olmadı.

Sevgiler

Gerçeğiniz arzu ve isteklerinizdir.

www.yourwishisyourreality.com

 

 

 

Reklamlar
Published in: on Aralık 26, 2013 at 6:51 pm  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://sibelkavunoglu.wordpress.com/2013/12/26/degisimi-nasil-algiliyorsunuz/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: