Nefes Almak ve Tıp

Beden tarafından sağlıklı hücreler üretmek için gereksinilen temel unsur oksijen bakımından zengin durumdaki kandır. Sağlıklı olmak için sağlıklı hücresel yeniden üretim şarttır ve bunun birçok hastalığın panzehiri olduğu kanıtlanmıştır. İnsanların çoğunun soluk aldıklarında solunum sistemlerinin sadece üçte birini kullandıkları düşünüldüğünde, sağlıklı olmaları için gerekli olan oksijenin sadece % 30’una yakınını alıyorlar demektir. Bu durumda sık sık hastalıklara yakalanıyor olmak hiç de şaşırtıcı değildir. Bu sebeple doğru nefesi yaşamımıza almak doğru seçim olacaktır. Benim çalışmalarımda kullandığım nefes tekniği Transformal Nefestir. Transformal Nefes Tekniği, nasıl daha etkili nefes alınacağını öğretir ve yeterli soluk alıp vermeyi sağlayacak şekilde tüm solunum sistemini açar. Transformal Nefes, oksijen seviyelerini ve nefes alma kapasitesini, kişinin nefes alma biçimini yeniden yapılandırarak artırır ve böylece kişinin oksijen hacmi iki, üç hatta daha da çok oranlarda artar. Bugün Transformal Nefes egzersizleri sonrasında kronik hastalıkları olan hastaların mevcut belirtilerinin kaybolduğunu gösteren belgelenmiş pek çok kayıt vardır. Örneğin, İtalya’nın Regio Emilia hastanesinde yapılan çalışmada, bir nefes terapisti tarafından solunum sorunları olan 20 hastaya yapılan 10 transformal nefes seansından sonra hastaların oksijen kapasitelerini ortalama %65 -85 civarında arttırdıkları belirlenmiştir. Bunun yanında fiziksel, zihinsel ve duygusal semptomlar da önemli ölçüde azalmıştır.

 

Hava ve oksijenin sadece sağlıklı kalmak için değil hastalıkları tedavi etmek ve ortadan kaldırmak için de önemli bir rol oynadığı tıbben kanıtlanmıştır. Tıbbın uyguladığı tedavi yöntemlerinin yanı sıra aşağıdaki örneklerde de görebileceğimiz gibi, hastalıkların nefes alma yöntemi ile iyileştirilmesini destekleyen birçok doktor ve uzman bulunmaktadır.

Kanser; “İlk keşif Berlin’deki Max Planck Enstitüsü, Hücre Fizyolojisi Bölümü Direktörü, Nobel Ödülü sahibi Doktor Otto Warburg tarafından yapılmıştır. Warburg, kanserin gelişmesinde temel ön-koşulun hücresel seviyede oksijen eksikliği olduğunu kanıtlamıştır ve Otto Warburg, kanser hastalığı ile ilgili olarak  “Kanserin sadece bir ana nedeni vardır. O da beden hücrelerinin normal oksijen soluması yerine anaerobik (yani, oksijen bakımından yetersiz) hücre solunumunu geçer” şeklinde açıklama yapmaktadır. Transformal nefes tekniğini keşfeden sevgili hocam Judith Kravitz ise nefes yaparak altı ayda gırtlak kanserini şifalandırmıştır.

 

Nefes ile ilgili bilimsel çalışmalar yapan ve Breath Connection adlı kitabın yazarı Robert Fried, Ph. D. ise nefesi kısaca şöyle anlatmaktadır. “Soluk alma ve kan basıncı arasındaki ilişki uzun zaman önce araştırmalarla kanıtlanmıştır. Özetle; yükselmiş kan basıncı, hızlı-sığ nefes almanın hüküm sürdüğü bir bedensel duruma eşlik eder. Nefes almayı yavaş diyafram nefesine dönüştürerek kan basıncı düşürülebilir.”
“Astımlı hastaların tedavi edilmesine ilişkin olarak araştırmacılar, John Goyeche, Dr. Ago ve Dr. İkemi tarafından yürütülen bir araştırma, her etkili tedavinin fiziksel boyut kadar endişe ve kendini tanıma gibi bastırılmış duygulara da hitap edeceğini varsaymıştır. Bu sonuca ulaşmak için yanlış duruşun düzeltilmesine ve tam diyafram solumasının oluşturulması sırasında ilgisiz solunum kaslarının gevşetilmesine olanak vermeye çalışmışlardır. Aynı zamanda, fazla balgam oluşumunu engelleyecek yollar bulmaları da salık verilmiştir. İyi haber, geniş kapsamlı bir soluk alma egzersizinin tüm bunları sağlamaktadır.”

Gay Hendricks, Ph.D. ise nefesin kalp hastalıkları üzerindeki etkisi araştırmıştır. Bu konudaki tecrübesini şöyle anlamaktadır.
“…sağlıklı nefes alma bir kalp hastasına öğretilecek ilk şey olmalıdır. Dixhoorn isimli bir doktor tarafından yürütülen bir Hollanda araştırmasında iki grup kalp hastası birbirleriyle karşılaştırılmış. İlk gruba basitçe diyaframdan nefes alma öğretilirken diğer gruba herhangi bir soluk alma yöntemi gösterilmemiş. Nefes almanın öğretildiği gruptan hiç kimse daha sonra hiç kalp krizi geçirmemişken ikinci grubun 12 üyesinden 7si daha sonraki 2 yıl içerisinde ikinci bir kalp krizi geçirmiştir.”

 

Kaliforniya, Santa Barbara’da Lenfoloji dalında uzman Doktor Jack Shield, soluk almanın lenfatik sistem üzerindeki etkilerini araştıran bir araştırma yürütmüş. Beden içine kamera kullanarak derin diyafram solunumunun, lenfi kan akışının içine doğru emen bir vakum yaratarak lenf sisteminin temizlenmesini arttırdığını bulgulamıştır. Derin diyafram solunumu, toksik maddelerin atılma hızını normal hızının 15 katına çıkmasına neden olmaktadır.

Ünlü Moleküler Biyolog ve Genetikçi Dr. Stephen Levine ise,   “Bütün ciddi hastalık durumlarında ona eşlik eden bir düşük oksijen durumu bulgusu da vardır. Beden dokusunda düşük oksijen varlığı kesinlikle bir hastalığa işaret ediyordur. Hipoksiya veya dokularda oksijen eksikliği tüm dejeneratif hastalıkların temel nedenidir. Oksijen bütün hücreler için yaşamın kaynağıdır.”  şeklinde açıklama yaparak nefesin önemine insanların dikkatini çekmektedir.

 

Hadi nefesin yaşamınıza girmesine izin verin!

 

Sevgiler

Gerçeğiniz arzu ve isteklerinizdir.

http://www.yourwishisyourreality.com

Reklamlar
Published in: on Aralık 26, 2013 at 7:10 pm  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://sibelkavunoglu.wordpress.com/2013/12/26/nefes-almak-ve-tip/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: