Veli ve İlham Perisi

 

Veli, Sivas’ın bir köyünde ailesi ile birlikte yaşıyormuş. Veli’nin ailesi halı dokuma ve hayvancılık ile uğraşırmış. Veli, okula gitmediği zamanlarda çobanlık yaparak ailesine destek olurmuş. Çobanlık yaparken doğada olmak ona büyük bir keyif verirmiş. Doğanın doğal renklerini izlerken aklına bir takım şekiller gelir. Bu şekilleri kâğıda çizip annesine gösterirmiş. Annesi de bu desenleri kullanarak halı dokurmuş. Dokudukları halıları ayda bir kere kurulan pazar yerinde büyük şehirden gelen alıcılar satarlarmış.

 

İlerleyen yıllarda Veli’de halı dokumayı öğrenmiş, aklında beliren şekilleri kullanarak annesinin yaptığı gibi halı dokumaya başlamış. Veli’nin dokuduğu halılar, alıcılar tarafından çok beğenilmeye başlamış. Alıcılar her ay pazar yeri kurulmadan gelip Veli ve ailesini bekler olmuşlar. Veli ve ailesi bu durumdan çok hoşnutmuş. Kazandıkları para ile daha fazla koyun ve keçi alabilir hale gelmişler. Artık daha rahat geçiniyorlarmış.

 

Günlerden bir gün pazara bir adam gelmiş. Velinin ailesine; Veli’nin dokuduğu halıları şu an sattıkları fiyatın 2 katına satın alabileceğini ancak bir şartının olduğunu söylemiş. Veli’nin babası bu şartın ne olduğunu sorduğunda ise; adam, şehre yerleşmeleri gerektiğini, isterler ise onlara yeni bir ev ve atölye ayarlayabileceğini söylemiş.

 

Büyük şehre yerleşme fikri Veli’nin babasının hoşuna gitmiş. Bu şekilde Veli hem büyük şehirde okuluna devam edebilecek hem de ailecek daha iyi yaşam sürebileceklermiş. Bir ay içinde şehre yerleşmişler. Büyük ve güzel bir evleri olmuş. Atölyeleri de çok güzelmiş. Halılarını satın alacak adam ayda bir kez evlerine geliyor ve siparişini verdiği halıları teslim alıyormuş.

 

Veli kış gelip okula başladığında rüyasında beliren desenleri kâğıda çizip annesine teslim etmeye başlamış. Veli’nin annesinin dokuduğu halılar o kadar çok beğenilmiş ki Veli’nin annesi yeni siparişlere yetişemez hale gelmiş. Halılarını satın alan adam isterler ise atölyede onlarla birlikte çalışacak insanları bulabileceğini söylemiş. Artık halıları Veli’nin annesi ile birlikte 2 kişi daha dokumaya başlamış.

 

Sonraki aylarda halıları satın alan adam Veli’nin annesine verdiği halı desenlerine müdahale etmeye başlamış. Adamın önerisi doğrultusunda her seferinde aynı tip desenlerden halı üretmeye başlamışlar. Kendi desenlerinin tercih edilmemesi Veli’yi çok üzmüş. Eskiye nazaran daha az konuşur olmuş. Bir zaman sonra rüyasında halı deseni görmemeye başlamış. Annesi bir gün neyi olduğunu sorduğunda Veli köyüne gitmek istediğini, dağları, doğayı çok özlediğini söylemiş. Annesi ise buradaki hayatlarının çok iyi olduğunu, burada daha iyi okullara gitme imkânını olduğunu söylemiş. Veli annesini üzmemek adına köye gitme arzusundan bahsetmemeğe karar vermiş. Halı satışları açısından güzel bir kış geçirmişler. Ama Veli çok mutsuzmuş.

 

Bir akşam odasında uyurken bir sese uyanmış, ışığı yakmış, etrafına bakınmış, bir şey görememiş. Uyumaya devam etmiş. Ertesi akşam yine aynı sesi duymuş ve ışığı yakıp etrafına bakınmış. “hiişşşt hiişşt yukarıya baksana “ diyen bir ses duymuş. Yukarıya doğru baktığında ise yatağının karşısındaki dolabın üstünde parlak bir ışık görmüş. Bu ışık ne olabilir diye düşünmüş. Odanın ışığını kapatmış. Parlak ışık biraz daha görünür hale gelmiş. Bu arada parlak ışıktan tekrar bir ses gelmiş. “Hiiişt hiiişt beni halen göremiyor musun?“ Veli rüya görüp görmediğini kontrol etmek için koluna bir çimdik atmış. Dolabın üzerindeki ışık halen oradaymış. Demek ki rüyada değilim diye düşünmüş. Işığa doğru bakarak;

– Sadece bir ışık görüyorum o kadar, sen neredesin diye sormuş. Işıktan;

– Akıllım, Ben o ışığım zaten şeklinde ses gelmiş.

– Peki sen kimsin, demiş Veli.

– Ben senin ilham perinim, şeklinde yanıt gelmiş.

– Nasıl yani? demiş Veli.

– Hoppala ilham perisi nedir bilmiyor musun? Biz insanlar ile birlikte çalışırız. Sen o güzel halı desenlerini yaratırken ben neredeydim sanıyorsun demiş İlham Perisi.

– Bu tür şeylerin masallarda olduğunu sanırdım demiş Veli.

– Evet insanlar komik duruma düşmemek için sadece masallarda bizden bahsederler. – Doğar doğmaz her insana, peri kraliçesi tarafından özel ilham meleği tayin edilir, demiş, ilham perisi.

– Peki siz ne yaparsınız diye sormuş Veli

– Bir şeyler yaratmak, keşfetmek isteyen insanlara yardımcı oluruz. Yaratacakları şeyleri onlara yakınlaştıracak enerjilere yönelmelerini sağlarız demiş.

-Peri Kraliçesi bu seneki performansından hiç memnun olmayacak çünkü yeni halı desenlerini yaratma konusunda bana hiç yardımcı olmuyorsun. Ve ben çok mutsuzum, demiş Veli.

-Ahha şimdi bu durumdan ben mi sorumluyum. Komik olma lütfen. Sen seçimini yaptın bile. Ben karışamam artık demiş ilham Perisi.

Ne seçimi ya demiş, eskiden çizdiğim desenler birden belirirdi. Şehre geldiğimizde ise rüyalarımda belirlemeye başladılar. Son bir senedir hiç bir şey üretemiyorum.

– Çok mutsuzum diye yanıtlamış Veli.

– Dostum bu durumu sen istedin. Desenlerinin kullanılmaması seni o kadar üzdü ki artık yeni bir şey yaratamaz oldun. Senin anlayacağın desenlerinin tercih edilmemesi konusunu bayağı kişiselleştirdin. Halılarını satın alan adam, sadece bir satıcı senin desenlerinin değerini nereden bilsin. En çok satan halı hangisi ise sadece onunla ilgilenir o. Bunun seninle bir ilgisi yok. Arzu ve isteklerini yaratıma dönüştüremediğinden acı, üzüntü ve mutsuzluğu hayatına davet ettin. Biz periler mutsuzluk ve üzüntü de etkimizi gösteremeyiz, demiş ilham perisi.

– Peki şimdi ne yapmalıyım sence diye sormuş Veli.

– Öncelikle okuldaki arkadaşların ile birlikte ol, oyunlar oyna, kendini mutlu edecek şeyler yap. Doğada olduğun zamanları hatırla. Arzu ve isteklerini neler olabileceğine biraz kafa yor. Sendeki cevher zaten seninle, bunu kimse senden alamaz. Köydeyken bu cevheri doğa harekete geçiriyordu. Buradayken de seni mutlu edecek aktivitelere yönelmeyi seç. Göreceksin bak neler olacak demiş.

– Evet sonra ne olacak

– Dene ve gör demiş ilham perisi ve birden yok olmuş.

 

Veli sabah uykusundan uyandığında gece ilham perisi ile yaptığı konuşmayı tekrar hatırlamış. Gerçek olabilir mi diye düşünmüş. Sonra perinin ona söylediklerini uygulamaya karar vermiş.

 

O gün okula gittiğinde eski arkadaşları ile tekrar konuşmaya başlamış. Tartıştığı arkadaşlarından özür dilemiş. Okulda en çok sevdiği oyunları oynamaya, eve geldiğinde ise annesi ile şakalaşmaya ve sohbet etmeye zaman ayırmış. Yaz geldiğinde babası, Veli’ye bu yazı köyde geçirecekleri haberini vermiş. Veli bu duruma çok sevinmiş. Mutluluğu seçme hali gerçekten de çalışıyor galiba diye düşünmüş. Artık hiç üzülmeyeceğine ve dertlenmeyeceğine dair kendi kendine söz vermiş.

 

İlham perisi ile yaptığı konuşmanın üzerinden tam üç ay geçmiş. Yeni halı desenleri belirmese de kendini çok iyi hissediyormuş. Bir gün okula giderken uçan bir kuş dikkatini çekmiş. Kuşun mavi, beyaz ve gri tonlarında parlak tüyleri varmış. Ne kadar güzel renkler diye düşünmüş. O an kafasında değişik şekiller belirmeye başlamış. Hemen defterindeki boş sayfaya aklına gelen desenleri çizmeye başlamış. Desenleri çizmeyi tamamladığında sağ tarafında bir ışık belirmiş ve kaybolmuş. Bunun kesinlikle ilham perisi olduğunu düşünmüş. Ona sessizce teşekkür etmiş. Hayatın güzel ve macera olduğunu bir daha hiç unutmayacağına dair söz vermiş. …… J)

 

Evet Siz de Veli gibi ilham perinizle tanışmak ister misiniz? Yanıtınız evet ise Veli’nin hikâyesini ve yaptıklarına tekrar göz atın…

 

 

Reklamlar
Published in: on Aralık 26, 2013 at 7:05 pm  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://sibelkavunoglu.wordpress.com/2013/12/26/veli-ve-ilham-perisi/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: