Kendin Olmak!

Yaşamım meydan okumalarla geçti. İş hayatındayken eleman seçimlerinde dahi en zorlu olana yönelir, çoğunlukla diğerlerinin ümidini kestiği kişilere yatırım yapmayı seçerdim. İş hayatım ile yakın çevremdeki meydan okumaların türleri birbirinden farklı olsa da sonuç değişmiyordu. Her meydan okuma beni kendimden daha da uzaklaştırıyordu. Bazıları kendinden uzaklaşmak için sigara ve alkolü seçerdi, bense meydan okumaları…..

Bir de kendime güçlü bir motivasyon kaynağı icat etmiştim.  Bu kaynağın teması “bu sefer en çok faydayı nasıl sağlayabilirim” di.  Bu süreci zamanla, daha ilerilere taşıdım. Artık, izin almaksızın, “zorlama” tekniğini kullanarak fayda sağlıyordum. İyi niyet, çok çalışma, verimli sonuç bunların hepsi tamamdı, ancak açık bir nokta vardı. Ne ben, ne de diğerleri mutluydu. Bir müddet, asıl yardıma ihtiyacı olanın ben olduğumu kabul etmiş gibi davranarak yani  “Mış” gibi yaparak meydan okuma projelerine devam ettim. Bu seferki motivasyonumun teması; “ önce ben keşfedersem diğerlerine daha çok faydalı olabilirim” di.  Tam ve bütün olduğuna düşünmek güzel bir düşünceydi, ancak mutsuzken mutluymuş gibi görünmek doğru değildi. Bu yüzden de kendim olmanın ne anlama geldiğini keşfetmeye karar verdim.  Beni benden uzaklaştıranları fark etmeye odaklandım. Nefes çalışmaları ve meditasyondan destek aldım. Nerede fikir aykırılıkları, yargılamalar, aşırı koruma içgüdüsü, kızgınlık, pişmanlık var ise işte o anlar benim kendimden uzaklaştığım anlardı. Evet, her zıtlık beni kendimden uzaklaştırıyordu. Olanı olduğu gibi kabul edip sevmek ise beni kendime daha çok yaklaştırıyordu.

Hadi siz de; Yaşamınızda en çok yargıladığınız, kendinizden uzaklaştığınız anlara “Nefes Farkındalığı”(*) ile bakın.  Onları olduğu gibi sevmek için neler gerekiyor? Olanı olduğu gibi sevmek mümkün mü? Olanı olduğu gibi sevmiş olsaydınız şu an ki yaşamınız nasıl olurdu?

Hadi bu soruların yanıtlarını tek tek bulun! Denemeden yazdıklarımın iyi bir fikir olduğunu anlayamazsınız.

Her Daim Sevgi ve Işıkla

sibel.kavunoglu

www.nefestr.com

 

(*) Nefes Farkındalığı Egzersizi için, “Diren! Gerçeğim”, “Nefes Farkındalığı I”, “Nefes Farkındalığı II” ve “Nefes Farkındalığı III” “Nefes Farkındalığı IV” başlıklı yazılara göz atabilirsiniz. Nefes Farkındalığının etkisini hissedebilmek için en az altı haftalık bir uygulamayı tamamlamanız tavsiye edilir.)

Published in: on Aralık 27, 2013 at 5:22 pm  Yorum Yapın  

Olumlama Cümlesi Yaratma Ritüeli

 

Geçenlerde bir soru geldi. “ İlişkilerde sorunlarım oluyor, nasıl bir olumlama cümlesi kullanmalıyım? “

 

Ben olumlama cümlelerinin sorunu yaşayan kişi tarafından bulunması taraftarıyım.  Çünkü yaşanılan sorunların etkisi ancak bunları yaşayan kişi tarafından bilinebilir.  İşte bu biliş hali de kişiyi en doğru olumlamaya götürecektir.

 

Kendinize olumlama cümlesi edinmek istiyorsanız öncelikle, yaşadığınız sorunu, ilk defa yaşamadığınızı kabul etmelisiniz. Çünkü evren zekice düzenlemeler yaparak sorunların birbiri ile olan bağlantılarını gizler. Açık bir zihne sahipseniz bağlantıları fark etmek daha kolay olur. Açık zihin, doğru bildiğinizin dışında başka doğruların da olabileceğini bilerek yaşamaktır.  Açık zihne sahip olmak için bol tecrübe ve eğitim gerektirir. Ama yine de ufak tefek bir şeyler yapılabilir. Örneğin yaşanılan sorunun kaynağının neler olabileceğini tespit edebilirsiniz. Çünkü şu an yaşananlar, geçmişte ekilen tohumların sonucudur. Sonuçtan geriye giderek kaynağın arasındaki bağlantıyı tespit ettiğinizde, olumlama cümlesi de kolayca belirlenecektir.  Örneğin, ilişkide sorunları olan bir kişi, ilişkideyken arzuladığı ilgi ve alakayı göremediğine inanıyor ise kendisi için “Bir ilişkiye hazırım, güzel bir ilişkim var.”  şeklinde bir olumlama cümlesi belirleyebilir.  Ya da önce, göremediği  ilgi ve alakanın arkasında yatan düşünce tespit edilebilir. Sonrasında da bu düşünceye zıt anlamlı bir olumlu bir cümle ya da cümle grubu oluşturulabilir. Örneğin, “ ilgi ve alaka göstermiyor” un arkasında “Beni hiç dinlemiyor, zaten hep onun dedikleri oluyor”  düşüncesi var ise “Söylediklerim dikkate alınır, Çevremden hep saygı görürüm”  şeklinde bir olumlama cümlesi belirlenebilir. Buna inanmak için de başkaları tarafından dinlendiğinizi düşündüğünüz anlarınızı listeleyin ki başkaları tarafından dinlendiğiniz anlarında olduğu görünür hale gelsin. Aranızda, “Bütün bunları yaptım. Yine de olmuyor? “ Diyenler var ise;

 

Sohbet konularınızdan “İlişkide sorunlarım var” cümlesini bir an evvel çıkartın. Hatta mümkünse bu cümlenin kapsama alanından çıkın. Bir şeyi ne kadar çok söylerseniz, ona inanma olasılığınız da o kadar artacaktır. İnandığınızda ise bu inancı doğrulayan deneyimlere doğru çekilirsiniz. “Ne yapabilirim, ağzımdan kaçıyor “ diyenleriniz var ise o zaman düşündüğünüzün aksine  “ilişkide sorumlarım var” cümlesini kullanmayı çok seviyorsunuz demektir. Yani bu cümle size hizmet ediyordur.  Zaten hizmet etmese yaşamınızda olmazdı. Bunun için de “ ilişkide sorunlarım var” cümlesini her sarf ettiğinizde, bu cümlenin arkasındaki motivasyonu bulmaya odaklanın. Motivasyonun içeriği sizin yeni olumlama cümlenizin kaynağını oluşturacaktır. Örneğin, arkadaşınızla konuşacak bir şey bulamadınız ve “ ilişkide sorumlarım var” konusunu açtınız. İstemediğiniz bir şey ama yine de bahsediyorsanız, o zaman bu konuyu sohbet konusu olarak açmanızın sebebini yani buradaki motivasyonu bulun. Belki de bu konu dostlarınızla birlikteyken prim yapmanızı sağlıyor ya da bu aralar sıkı bir projenin sorumluluğunu aldınız, yeni ilişkiye girmek istemiyorsunuz ve de “ ilişkide sorunlarım var” mazeretini kullanıyorsunuz.  Tüm bunlar tek bir şeyi gösterir. O da henüz ilişkiye girmeye hazır olmadığınızı. Bu durumda olumlama cümleniz ne olabilir?

 

“ İlişkiye hazırım,  beni mutlu eden bir ilişkim var”

 

Her Daim Sevgi ve Işıkla

sibel.kavunoglu

www.nefestr.com

 

Published in: on Aralık 27, 2013 at 5:21 pm  Yorum Yapın  

Hangi Fanteziler Faydalıdır!

Birine çok kızdığımızda, öfke hissi o kadar güçlü olur ki,  o an tek seçeneğin intikam olduğuna inanırız. Peki, sonuç ne olur? Keşkeler peşimizi bırakmaz, arzuladığımız tek şey intikam olsa da sonuç bizi tatmin etmez. Çünkü öfke anında zihin kendini haklı çıkartmak için beş duyumuzu da göreve çağırır.  Örneğin, zihinden geçen düşünce acı ise görme duyusu, “ bir dakika dur kardeş, zihninin sana söylediğinden farklı bir alternatif daha var ona da bak” demeyip, sadece oradaki acıyı gösterecektir.  Yani zihnimizden geçen düşünceler acılı ise beş duyumuz da acı formuna girecektir. İşte düşüncelerin gücü buradan gelir.

Madem düşüncelerin böylesi bir gücü var, onları bize hizmet edecek şekilde kullanamaz mıyız? Tabii ki kullanabiliriz. Bunun için de zihnimizin gurusu olmalıyız. Örneğin, intikam anı geldiğinde intikam hissini yaratan düşüncenin tam zıddı başka bir düşünceyi yani içerisinde sevginin olduğu diğer bir alternatifi bulmaya odaklanabiliriz. Odaklanalım derken,  intikamı düşünmeyelim demiyorum, sadece o sihirli an geldiğinde intikam ile birlikte onun tam zıddı olanı da dikkate alalım diyorum.

Gerçek şu ki! Birine maddi yardım yapmak istiyorsanız önce cebinizde paranızın olması gerektiği gibi başkalarından dürüstlük, saygı, anlayış ve tolerans bekliyorsanız önce siz kendinize ve diğerlerine dürüst, saygılı, anlayışlı ve toleranslı olmalısınız. Bunun için de kendinize şu soruyu sorun, “ Bir playboy fantazisine mi? yoksa içerisinde sevgi ve huzurun olduğu fantezilere mi yatırım yapmak istersiniz? Hangi fantezi size daha çok hizmet eder?”

Her akşam bir iki dakika kadar o gün içerisinde sevgi ve huzur niyeti olan düşüncelerin yer aldığı fantezilere zaman ayırıp ayırmadığınızı kontrol edin. İmgeleme gücünüz o kadar güçlüdür ki, bir iki dakika içinde size istediğiniz bilgiyi sunacaktır. Sabah kalktığınızda ise, kendinize bir evvelki gece almış olduğunuz kararları hatırlatın. Bu şekilde hem kendinize hem diğerlerine hizmet etmiş hem de sürekli fantezi peşinde koşmuş olursunuz. Ben buna bir taşla iki kuş vurmak derim.

Her Daim Sevgi ve Işıkla

sibel.kavunoglu

www.nefestr.com

 

Published in: on Aralık 27, 2013 at 5:20 pm  Yorum Yapın  

Kendi Kaynağınızı Ne Kadar Kullanıyorsunuz?

Bugünkü yazımda “Ama Hala Mutsuzum” başlıklı yazımı okuyan bir dostumun içerik ile ilgili iki ayrı sorusu ile birlikte benim verdiğim yanıtı sizlerle paylaşmak istiyorum.

___”Ama Hala Mutsuzum” yazınızı okuduktan sonra anladım “Evet, ben bağımlıyım. Ben kızımla yaşayan bir anneyim ancak kızım okul nedeniyle benden uzakta ve ben yalnız yaşamak zorundayım. Kızımı çok seviyorum. Onun için en iyisini yapmaya çalışıyorum ama bunları yaparken o hayatımın merkezi haline geliyor ve ben o gidince boşlukta e mutsuzum, hayat anlamsız ve bitmiş gibi oluyor. Benim için bu yanlış bir tutum mu? Yoksa her anne böyle mi bilemiyorum. “

__________Her anne gibi kızınızı çok sevmeniz, onu düşünmeniz çok normal. Ancak gücümüzü sevdiklerimizden almaya başladığımızda yani tüm hayatımızı onlara endekslediğimizde onları mutluluğumuzun kaynağı olarak görmeye başlarız.  Onlar olmadan var olamayacağımıza inanırız. Kaynağımız olduklarını varsaydıklarımızın konumu ve içeriği günün birinde evrendeki diğer her şey gibi değişecektir. Bu değişim, beklentilerimizi karşılamadığında da mutsuzluk başlayacaktır.  

Onlarsız yaşayamayacağımızı hissetmek kendi gücümüzü inkâr etmek anlamına gelir ki bunun için bir an evvel çözüm bulunması gereken budur.  Çünkü mutlu olmak herkesin hakkıdır.   ____ yanıtını verdikten sonra aynı dostum ikinci bir soru daha geldi;

 

Ben tek başına yaşayan ve çalışan bir bayan kendisi ile mutlu olmak için ne yapmalı? İnanın eğitimsiz biri değilim ama buna çare bulamıyorum. Psikolojik destek mi alayım? Gelişim kitapları mı okuyayım? Antidepresan ilaçları mı kullanayım? Hayatıma birini mi dâhil edeyim? İnançlı biri sayılırım yaradana mı sığınayım? Doğru olan nedir?

 

Bence antidepresan ilaçlarını kullanmanıza gerek yok. Yurt dışındaki doktorlar artık hastalarına antidepresan ilaçlarını önermek yerini spor yapmak gibi morallerini yüksek tutacakları aktivitelere yönlendirmeye başladılar.  Bağımlılıklardan kurtulmak mümkündür önemli olan bu niyetimizde ne kadar ciddi olduğumuzdur.  Bağımlıkların bize verdiği güç bir yanılsamadır ( illüzyon).  Bildiğiniz gibi illüzyonda olmayan bir şey varmış gibi gösterilir. İşte bağımlılıklar da sizi güçlendirme sözü verir ama sizi daha çok güçsüz yapar. Çünkü ortada gerçek bir güç yoktur. Bağımlılıklar sadece sigara, alkol gibi kolayca görünen şeyler olsa iyi, sevdiğimiz insanlara, işimize hatta benzer olaylara aynı şekilde tepki verme gibi farkında olmadığımız bir sürü bağımlılık vardır. Ve bunlar bizi bizden uzaklaştırır. Bağımlılıklardan arınma yolculuğu uzun bir yolculuktur.   Niyetinizde ciddiyseniz birkaç öneri de bulunabilirim;

___ Kendi başıma bir şeyler yapmak istiyorum diyorsanız;  Diren Gerçeğim, Nefes Farkındalığı I-II-III-IV başlıklı yazılarımı okuyun. “Nefes Farkındalığı I” başlığında yazan uygulamayı minimum 6 hafta uygulayın. Hatta hayatınız boyunca yapacağınız bir uygulama haline getirin. Yaşamınızda olanların sorumlusu zihnimizden geçenlerdir. Bu sebeple de zihnimize çalışmak kendimiz için yapabileceğimiz en güzel şey olacaktır. Bu çalışmayı tamamladıktan sonra yaşamınızda size mutluluk ve keyif veren aktivitelerinize nefes farkındalığı ile bakın. Nefes farkındalığı ile bakmak demek, size mutluluk ve keyif veren aktivitelerinizi analiz etmek anlamına gelir. Analiz ederken aşağıda belirttiğim soru örneklerini kullanabilirsiniz;

___ xxxx aktiviteyi yapmayınca ya da xxxx kişi olmayınca yaşamıma rahatça devam edebiliyor muyum? Onlar olmadığında kızgınlık ya da sinirlilik hali oluşuyor mu? Onlardan gücümüzü almasak ta sevgimiz devam eder mi? Peki, x aktivite ya da x kişi bana gerçekten mutluluk veriyor mu? Benim bu dünyada var olma niyetimi bu aktivite ya da kişi destekleyip yaşamımı daha kaliteli hale getiriyor mu? Beni doğru görüşler edinmeye sevk ediyor mu? Bağımlıkları olan insanların durumları nasıl, gerçekten mutlu olan var mı? Kendimi mutlu etmek ve huzurda kalmak için başka neler yapabilirim?  Diğer insanlara faydalı olacak neler yapabilirim? 

____ Yok, ben destek almak isterim diyorsanız. Hafta sonu ya da 5,5 gün süren yoğun nefes çalışmalarımıza katılabilirsiniz.  Bu çalışmalarda nefes ve nefes ile birlikte kuvvetli çalışan meditasyon gibi bireysel farkındalığı arttıran çalışmalar yapılır. Bu şekilde zihninize çalışabilmeniz için güzel bir zemin hazırlamış olursunuz. Ancak yine de sonrasında öğrendiğiniz teknikleri kendi başınıza uygulamalısınız. .

___Bunların dışında; Önce siz köşesinde yazdığım yazıları okumaya devam edebilir, Dalai Lama – Mutluluk Sanatı kitabını okuyabilirsiniz. Ayrıca 2009 yılında yazmış olduğum “”Gerçeğiniz arzu ve isteklerinizdir” isimli kitabın 2.nci basımı çıktı. Bu kitapta bağımlılıklar, kızgınlık vb. gibi konularda nasıl çalışmalar yaptığımın hikâyesi var. İlginizi çeker ise bu kitaba da göz atabilirsiniz.

 

Her Daim Sevgi ve Işıkla

http://www.nefestr.com

Sibel.kavunoglu

 

Published in: on Aralık 27, 2013 at 5:19 pm  Yorum Yapın  

Öfkeyi Fırsata Dönüştürme

Spritüal çalışmalara ilk başladığımda, söylenenleri uygularsam öfkeden kurtulacağıma inanırdım. Ancak aradan birkaç yıl geçmişti ve ben hala öfkeden kurtulamamıştım. Yine de yılmadan çalışmalarıma devam ettim. Şimdilerde ise öfkeyi yok edemeyeceğimi biliyorum. İzin verdiğimde, öfkenin her an yaşamıma sızacağının farkındayım. Tıpkı dünya şampiyonu sporcuların yaptığı gibi öfkenin yaşamıma sızmaması için antrenmanlarıma devam ediyorum. Ve bu konuda da çok hassasım.  Çünkü biliyorum ki öfke gündemde olduğunda beni benden uzaklaştırıyor. Kısaca öfkenin sonuçları bana iyi gelmiyor.  Eminim, sizlerin de öfkeyle başa çıkma yöntemi var. Bunlardan en bilineni; bizi kızdıran olaylardan ya da kişilerden uzak kalma hatta mümkünse söylenenlere karşı duyarsız kalma yani “bastırma yöntemi” .  Benim uyguladığım yöntemin ismi ise “öfkeyi fırsata dönüştürme” dir. Bu yöntem şöyle uygulanıyor;

Bilindiği gibi öfkenin enerjisi o kadar güçlüdür ki insanı hemen harekete geçirir.  Hırs, kızgınlık, nefret etme gibi duygular içinde kalma ya da tekme, tokat gibi fiziksel hareketlere ya da yemek yeme, kendine zarar verme, sigaraya sarılma gibi aktivitelerin yolunu açar. “Öfkeyi fırsata dönüştürme” yöntemini uygulamak için; öfkeli anınız geçtikten sonra evinizde tek başınıza kaldığınızda aynı olayı tekrar hatırlayıp öfkenize “nefes farkındalığı” (*) ile bakıyorsunuz.  Öfkeye, hiçbir hikâye, sonuç, anlam üretmeden nefes farkındalığı ile bakarak, geçmişte aynı hissi ne zaman, nerede hangi mekânda iken hissettiğinize odaklanıyorsunuz. Eski anınızla bir müddet zaman geçirdikten sonra bir öncekine daha sonra da diğerlerine gidiyorsunuz. Bu yöntemi uygulamayı seçtiğinizde keşfedeceklerinize çok şaşırabilirsiniz.

Unutmayın, öfkemize sahip çıkarak onu fırsata çevirme sorumluluğu sadece ve sadece bize aittir. Önemli olan onunla yüzleşmeye ne kadar hazır olduğumuzdur. Öfkenin tek ilacı vardır, o da sevgidir. “Öfkeyi fırsata dönüştürme” tekniği ile şimdiki ve geçmişteki anlarınıza sevgi göstermedikçe onu alt edemezsiniz. Bu yüzden de kendinize şu soruyu sorun;

Yaşamınızı öfkeli deneyimlerle mi yoksa sevgi ve mutluluk dolu deneyimlerle mi geçirmek istersiniz?

 

Her Daim Sevgi ve Işıkla

www.nefestr.com

www.sibel.kavunoglu

 

(*) Nefes Farkındalığı Egzersizi için, “Diren! Gerçeğim”, “Nefes Farkındalığı I”, “başlıklı yazılara göz atabilirsiniz. Yukarı bahsettiğim Nefes Farkındalığını öfkenize uygulayabilmeniz için en az altı haftalık bir uygulamayı tamamlamanız tavsiye edilir.

Published in: on Aralık 27, 2013 at 5:19 pm  Yorum Yapın  

Ama Hala Mutsuzum!

Şefkatin şifa gücüne inanarak elimizden geldiği kadar kendimizi sevmeye ve şefkat göstermeye çalışıyoruz. Evet, kendimize şefkat göstermeye çalışıyoruz çalışmasına da “henüz herhangi bir değişiklik olmadı, hala mutsuzum” diyorsanız, şefkatin yaşamınızdaki izlerine bir göz atmanızı öneririm.

Ben şefkatin, alt yapısında bağımlılıkların olup olmadığına göre değişen iki farklı hali olduğuna inanırım.  Yaşamınızda alt yapısında bağımlılık olan şefkat hakim ise  mutsuz olmanız çok normal. Çünkü kanser, astım vb. gibi rahatsızlıklar fiziksel, bağımlılıklar da zihinsel rahatsızlıklar kategorisine girer. Bu yüzden de bağımlılıklar konusunda acilen bir şeyler yapmak gerekir. Şefkatin alt yapısında bağımlılık var ise nasıl olur?

Şefkatin alt yapısında bağımlılık var ise, şefkat gösterdiğimiz kişileri sahiplenir, onlardan bahsederken  “benim çocuğum”, “benim dostum”, “benim ekibim”  şeklindeki hitap şekillerini kullanırız. Bu hitap şekillerini, sadece oradaki çocuğun sizin soyadınızı taşıdığını ya da o kişinin sizinle aynı şirkette çalıştığını anlatmak için kullandıysanız hiçbir sorun yoktur. Ancak çocuğunuzun ya da o insanın sadece ve sadece sizin tekelinizde olduğunu varsayarak; geçmişte yapamadıklarınızı onun yapmasını isteme, başarısında payınız olduğuna inanma, illa sizin yönteminizi uygulamasını isteme şeklindeki fikirlerin hâkim olduğu eylemlerin içindeyseniz, mutluluğunuzu sağlam temeller üzerine oturtmamışsınız demektir. Sahiplenilen her ne ise evrendeki diğer her şey gibi günün birinde değişecektir. Değişim anı geldiğinde ( ki değişim süreklidir) değişmemekte ısrarcı olduğumuz sürece, gün gelecek, rüzgâr artık sizin tarafınızdan esmemeye başlayacaktır. Rüzgâr sizin tarafınızdan esmediğinde ise sabırsızlanacak, kızacak, hatta kavga etmeye başlayacaksınız. Belki de geceleri rahat uyuyamayacak, iştahınız kapanacak ve sonunda sağlığınız bozulacaktır. Sonuç olarak içerisinde mutluluğun olmadığı anlar ile ilgili, ne derseniz deyin geçmişte ekilen tohumun şefkat olma ihtimali çok azdır.

Hadi şimdi 5-10 dakika kadar “ Nefes Farkındalığı Egzersizi(*)”  yaparak şefkatin yaşamınızda hangi halinin etkin olduğunu araştırın. Aşağıdaki sorular bu konuda size yardımcı olabilir.

Sizdeki şefkatin alt yapısında bağımlılıklar var mı? Bu alt yapıya neler sebep olmuş olabilir? Geçmişte olabilir?  Şefkatin alt yapısında bağımlılık olmayacak şekilde nasıl düzenleme yapabilir? Şefkati bilgece yapılandırdığınızda hayatınızda neler olur? Ve bu yapılandırmayı yaparken şu an yaşamınızda olan neleri bırakmanız gerekiyor?

Her daim sevgi ve ışıkla

www.nefestr.com

http://www.sibel.kavunoglu

 

(*) Nefes Farkındalığı Egzersizi için, “Diren! Gerçeğim”, “Nefes Farkındalığı I”, “Nefes Farkındalığı II” ve “Nefes Farkındalığı III” “Nefes Farkındalığı IV” başlıklı yazılara göz atabilirsiniz. Nefes Farkındalığının etkisini hissedebilmek için en az altı haftalık bir uygulamayı tamamlamanız tavsiye edilir.)

Published in: on Aralık 27, 2013 at 5:17 pm  Yorum Yapın  

İçimizdekileri Yansıtanlar

Yolda karşılaştığımız insanlar, ailemiz, arkadaşlarımız, gezdiğimiz gördüğümüz yerler vb. gibi dikkatimize çekilen her şey “İçimizdekileri yansıtanlar” kategorisine girer. Örneğin, var oluşun ikinci düzeyi olarak bilinen bitkiler âlemi bizlere içimizdeki sevgiyi yansıtır.  Doğadayken kendimizi çok iyi hissetmemizin sebebi de bundandır. Daha önce fark ettiniz mi? bilmiyorum ama sürekli negatifte olan insanlar bile doğadayken değişirler. Nasıl mı?  Oradayken “şu ağacın dalı kırılmış, diğerinin yaprakları bozulmuş, bu kuşun kanadı kısa ” şeklinde konuşmalar yapılmaz. Çünkü bitkiler âleminin sihri negatifi pozitife çevirir.

 

Güzel Türkiyem de içimizdeki sevgiyi yansıtma potansiyeli olan bir sürü yer var. İşte bende bu yaz içimdeki yansımaları keşfetmek üzere Artvin’nin Borçka ilçesine bağlı Maçahel ( Camili) köyüne gittim. Maçahel, yüksek dağlarla çevrili gizli bir yer. Kuzenimin deyimiyle “Elflerin Ülkesi”. İçerisinde 6 farklı köyü barındırıyor. Kış mevsiminden önce bu vadiden çıktınız, çıktınız, aksi takdirde kar, kış ve yüksek dağların misafiri olma olasılığınız yüksek.

 

Maçahel, doğal ormanları, genetik özelliği bozulmamış Kafkas arıları, iyi yanlarınızı yansıtmaya kararlı insanları ile ölmeden önce görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Dediklerine göre buradaki doğal ormanlardan,  dünyada sadece 100 tane varmış ve Maçahel, Türkiye’nin tek biyosfer rezerv alanıymış. Hatta 2005 yılında Unesco tarafından ‘İnsan ve Biyosfer Programı’ koruma ağı kapsamına alınmış. Ayrıca buranın yağmur ormanlarındakine benzer bir iklimi var.  Sizin anlayacağınız yağmur ormanlarını görmek istiyorsanız onca yolu kat edip amazona gitmenize gerek yok.

İçimdeki iyi yanları keşfetmeye, kendimi biraz daha iyi tanımaya ve negatif enerjilerde gezinmediğim halimi keşfetmeye hazırım” diyorsanız Maçahel’e bir uğrayıverin. İzin verin, Tema vakfının güzel insanları ile yöre halkı, büyük bir zorluklarla dağların tepesinde inşa ettikleri güzel evlerinde sizleri konuk etsinler.

 

Her Daim Sevgi ve Işıkla

sibel.kavunoglu

www.nefestr.com

 

 

Published in: on Aralık 27, 2013 at 5:16 pm  Yorum Yapın  

Bazıları Zor, Bazıları Neden Kolaydır!

Bizi zorlayan deneyimler olduğu gibi zorlamayanları da var. Acaba zorlamayanların arkasında yatan sır ne olabilir?    

Aslında bu sorunun yanıtı çok basit.  “Bizi zorlamayan her ne ise, nedense her zaman en çok sevdiğimiz çıkar”  Örneğin, bazısı spor yapmaya bayılır, bazısı ise” işin mi yok abi, 2 saat spor yap sonunda x kadar kalori kaybet, hababam terle, duş al, saçını kurut, giyin, bir sürü angarya”  şeklinde fikir yürütür. Aslında sporu zor yapan spor değildir. Sporun çevresinde geliştirilen düşünceler onu çekilmez hale getirir. Aksine spor yapmayı seven biri, öğlen tatili ya da sabah uykusundan fedakarlık ederek spor yapmak için zaman yaratır. Çünkü onun için spor bir yana, diğerleri bir yanadır. Benzer durum, hayatımızdaki kişiler için de geçerlidir. Bazıları sadece“ Nasılsın” der, ama biz “ Hadi ya, nerden çıktı şimdi bu! bu da sorulacak soru mu, kardeşim” şeklinde tepki veririz. Tepkinin sebebi o kişiyi diğerlerine göre daha az seviyor olmamızdır. Aksi kategoride olanların ise hiçbir hareket ve sözünden etkilenmeyiz. Çünkü her zaman “Gülü seven dikenine katlanır”. Zorlandıklarımız ve zorlanmadıklarımız şeklinde bir liste yapacak olsak, zorlanmadıklarımız en çok sevdiklerimiz, zorlandıklarımız ise en az sevdiklerimiz çıkacaktır. Şimdi bazılarınız “evet bunu zaten biliyoruz, yeni bir şey söylemiyorsun“ diyor olabilir. Evet, yüzde yüz haklısınız, yazdıklarım yeni bir şey değil. Ancak, bugün, sırf zorlandınız diye arzu ve isteklerinizin önündeki engeli aşamadığınızda, engel olarak gördüğünüz her ne ise onu sevmekten başka çareniz olmadığına dikkatinizi çekmek ve bu engelleri aşabilmek için neler yapabilirsiniz ondan bahsetmek istiyorum.

Diyelim ki; bir grup insanla birliktesiniz. Grubun içinden birisi herhangi bir konu hakkındaki fikrini paylaşıyor. Diyelim ki siz bu fikre katılmıyorsunuz. Bunu ilan etmek için can attığınızı fark ettiğiniz  an, “şefkatte kalmayı “ deneyin ama bu seçiminizde kararlı olun. Sonuç ne mi olacak?  Tabii ki işiniz kolaylaşacak. Ya konuşan kişi lafını tamamlamadan size söz hakkı tanıyacak ya da konuşmasını bitirdikten sonra sizi dikkatlice dinlemeye başlayacaktır. Aksi durumu yani “ şimdi rekabeti denemek istiyorum” ’u seçtiğinizde ise işlerin zorlaştığı zona adım atmış olursunuz. İşte bu da halk arasında “Kendi kazdığı kuyuya düşmek” şeklinde tanımlanır. Peki, bu zondan nasıl çıkılır? Bol bol pratik yaparak!

Daha önce “nefes farkındalığı” çalışması yaparak belli bir seviyeye geldiyseniz, işiniz çok kolay! Artık” Nefes Farkındalığı” ‘nı size katma değer yaratacak şekilde kullanmanın tam zamanı.  Yukarıda yazdıklarımı tekrar okuyun ve hayal gücünüzün süzgecinden geçirin. “ Şefkatin gücünü” kullanarak hayatınızı nasıl kolaylaştıracağınızı keşfedin. Örneğin;

–          Geçmişte aranızın çok iyi olmadığı bir kişi ile yaptığınız bir konuşmayı hatırlayın. Konuşma sırasında “rekabet” mi?  Yoksa “ şefkat” mi hâkimdi? Rekabet hâkim oldu ise sonuç ne oldu? Nasıl hissettiniz? Şefkat olsaydı aynı konuşma nasıl sonuçlanırdı? Rekabetteyken mi? Yoksa şefkatteyken mi? Yaşam daha kolay? Hangisindeyken daha iyi hissedersiniz? (**)

Ya da başka bir örnekte;

–          Yapmakta zorlandığınız bir şeyi sevmiş olsaydınız yaşamınızın nasıl olabileceğini hayal edin. ( illa sevin demiyorum, sadece sevdiğinizi varsaydınız yaşamanız nasıl olurdu?) (**)

Hadi deneyin…”Kolay yaşamanın yolu, her ne ise ona şefkat duymaktan geçer” söylevinin doğru olup olmadığını “Nefes Farkındalığı” ile araştırın. ( sırtınız dik olacak şekilde oturun, bedeninizi rahatlatın, tüm kaslarınızın gittikçe rahatladığını hissedin. Burundan birkaç derin nefes alın. Bir müddet nefesinize odaklandıktan sonra sorulara geçin ve yanıtların gelmesini bekleyin. Gelen yanıtlara odaklanın. Çalışmanızın sonunda çıkan sonucu yaşamınızda uygulamaya niyet edin. – Detaylı bilgi için, Diren Gerçeğim ve Nefes Farkındalığı- I Nefesle Bir Olma başlıklı yazıya göz atabilirsiniz)

Her Daim Sevgi ve Işıkla

www.nefestr.com

Sibel.kavunoglu

(**) Bu çalışmayı birkaç kez yapın. Çünkü her defasında değişik şeyleri fark edeceksiniz. Ne kadar derinleşirseniz hayatınıza yansıması da o kadar kuvvetlenecektir. 

Published in: on Aralık 27, 2013 at 5:16 pm  Yorum Yapın  

“Nefes Farkındalığı” Tekniği ile İlgili Sorular

Bu yazımda; “Nefes farkındalığı” tekniğini uygulamaya başlayanlardan gelen sorular ve bu sorulara verdiğim yanıtları paylaşacağım.  

 1-     20 dakikalık uygulama süresince “Nefes alıyorum, nefes veriyorum mantralarını içimden söyleyeceğim ama uzun nefes alıyorum ya da kısa nefes alıyorum arkadan da nefes alıyorum bedenimi rahatlatıyorum mantralarını tekrarlamak gerekirken sanki zihnimi sürekli aktif tutmak zorunda kalacakmışım gibi bir şey olmuyor mu?

Derin ve rahat nefes alış verişimizi mantralar ile senkronize ettikçe bedenimizde neler olduğunu, zihnimizden neler geçtiğini fark etmeye başlarız. Ve böylece asıl amacımız olan tüm dikkatimizi içinde bulunduğumuz ana verme hali oluşur. Bu sebeple “Nefes farkındalığı” tekniğini uygularken “ zihnin aktif olması” normaldir. 

2-     20 dakika içinde bu 4 mantrayı sırası ile söylemek istiyorum ama ya yetişemezsem, hepsini söylemeye yetişemezsem şeklinde içsel gerginlik olacak? 20 dakikaya tüm mantraları sığdırmaya mecbur muyuz?

Derin ve rahat nefes aldığınız için nefes alıp verirken mantraları aklınızdan geçirdiğinizde her bir mantra bir nefes alış ya da veriş süresine kolayca sığar.  

İsterseniz her hafta farklı grup egzersizini ya da 2-3 hafta sürekli ilk dörtlünün ilk egzersizini yaparak ta uygulamaya devam edebilirsiniz. Kendinizi bir sonraki egzersize geçmek için rahat hissettiğinizde diğer gruba geçebilirsiniz. 

3-     Sanıyorum hiçbir insan travmasız değil ve günün birinde herkesin iç çocuğu ile çalışması gerekebilir. İç çocukla çalışma yapmak için günümüzde bir sürü telepatik yöntemler var. Bugünlerde düşünüyorum ve sadece nefes egzersizleri ile insanın geçmişte yaşadığı travmaları onarması mümkün mü?

Özellikle nefes teknikleri ile birlikte uygulayacağınız “Nefes farkındalığı” yani meditasyon çalışmaları ile travmaların onarılması mümkündür. Ancak kısa süreli kazanımlar yerine uzun bir yolculukta olduğunuzu varsayarak beklenti yaratmadan uygulamaya devam etmenizi öneririm.

4-     Dört aşamalı nefes egzersizi  dikkatimi çekti, bu konuyla ilgili  toplam zaman dilimi nedir uygulama her gün mü yapılmalı?

 

“ Nefes farkındalığı” egzersizini yaparken ilgili yazı başlığında belirtilen her uygulama içeriğini bir hafta süresince uygulayın. Bu uygulama dört haftalık bir çalışma gibi gözükse de dört haftayı bitirdikten sonra da uygulamanıza devam etmenizi öneririm.  6 haftaya tamamladıktan sonra algılarınızdaki değişimi daha rahat fark edersiniz. Ayrıca ileride ” duygu farkındalığı” tekniğinden bahsedeceğim. Bu tekniği uygulamadan önce en azından 6 hafta “nefes farkındalığı” yani meditasyon çalışmasını yapmış olmak önemlidir.  

5-     Yazınızı bugün tesadüfen gördüm nefes le ilgili çok ilginç geldi. Peki, sizce bu çalışmalar ne zaman sonuç verir?

Aslında bu soruya “Sonuç dediğinizde kast ettiğiniz aşamayı benimle paylaşırsanız sorunuza daha rahat yanıt verebilirim” şeklinde yanıt vermiştim. Daha henüz soruma yanıt gelmedi. Bu sebeple bu soruya geniş anlamıyla yanıt veriyorum.

Evet, sonuç alırsınız. Ancak niyetinizi nasıl belirlediğiniz çok önemlidir. Örneğin; Mutlu olmak istiyorum şeklinde bir niyet belirlediyseniz öncelikle sizin için “Mutluluk Nedir” onu bir netleştirin. Uygulamaların sonucu net olması için niyeti belirlerken biraz daha spesifik olmakta fayda vardır. Çünkü şu an her ne yapıyorsanız sizi mutlu ediyor demektir. Aksi takdirde istemediğiniz bir şeyi kimse size yaptıramazdı. Sadece şu an yaptığım şey ya da seçimlerim beni mutlu eden şeyler mi? Bu sorunun yanıtını bulmayı unuturuz

 

Her Daim Sevgi ve Işıkla

www.nefestr.com

sibel.kavunoglu

 

 

Published in: on Aralık 27, 2013 at 5:15 pm  Yorum Yapın  

Bir Sıfır Önde Olmak

Sevdiklerine karşı sevgi ve şefkat gösteren, dünyadaki fakirlik ve açlık için bir şeyler yapılması gerektiğine inanan zihin aynı zamanda hem öfkelenip nefret eder hem de kıskanır. Aynı anda hem sevebilen hem de kızabilen bir zihne kim sahip olmak ister? Ya da attığı her adımın iyi bir şekilde sonuçlanmasını kim istemez?

Tüm bunların gerçekleşmesi için zihnin eğitilmesi gerekir. Doğadaki düşünebilen, yaratan ve tabii ki seçim şansı olan tek varlık, insandır. Evet, her birimiz hem kendimize hem de diğerlerine faydalı olabilme şansına sahip. Peki, bu şansı ne kadar kullanıyoruz? Bu sorunun yanıtını size bırakıyorum.

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz beş hafta boyunca “ Nefes Farkındalığı”  tekniğinin nasıl uygulanacağından bahsettim. Bu tekniği uygulamaya başlamış olanlar zihinlerinin eğitilmesi konusunda bir hayli yol kat ettiler. Hatta bazılarınızın artık çevresine daha farklı bir gözle bakıyor. Bazılarınız ise uygulamaya başlamadı. Çünkü hala “acaba” diyor. ”Acaba” diyenlere bir çift lafım olacak. Yaşamda her zaman bir sıfır önde olmak istiyorsanız başka çareniz yok!  Niye mi? Kısaca anlatayım.

Uzun yıllar süren çalışmalar sonucunda,  nefes farkındalığının beynin ön lobunu geliştirdiği tespit edilmiş. Beynin ön lobu zihinsel süreçlerden sorumludur. Beynin ön lobunun gelişmesiyle planlama, odaklanma, organize olma, detayları hatırlama, zaman yönetimi gibi hedef odaklı davranışların da geliştiği görülmüştür. Ayrıca beynin ön lobunun, beynin diğer parçaları ile bağlantılı olması sebebiyle duygular ve korkuların düzene girdiği ve kendini daha iyi anlama halinin gerçekleştiği gözlenmiştir. Bu durum aşırı gerilim, stres, acı ve derin çatışma hissinden arınma ve ruhsal bakımdan güçlenme ile sonuçlanmaktadır. Hatta “ Nefes Farkındalığı “ çalışmaları yurt dışında birçok okulun eğitim programına dâhil edilmiş.  Özellikle sorunlu çocukların olduğu okullarda “ Breathe Room”  ( Nefes odaları) oluşturulmuş. Sonuçlar ise çok etkileyici. Bu konuda daha detaylı bilgi almak isteyenler aşağıdaki linkin içeriğini inceleyebilir.

http://www.mindfulschools.org/about-mindfulness/research/

Zihnimiz ne annemiz ne babamız ne de dünyaca ünlü gurular tarafından eğitebilir. Bunu ancak ve ancak biz yapabiliriz. Aksi takdirde aynı zamanda hem seven hem de kızan bir zihne sahip oluruz ki bu karmaşanın içinde yaşamak hiç kolay değil.  “Nefes Farkındalığı” tekniğine kafayı takmadan önce benden aynı anda hem sevme hem de kızma karmaşası içinde acı çekiyordum. Niyetim, bu illüzyondan yakamı kurtarmaktı. “Nefes Farkındalığı” bu konuda bana çok yardımcı oldu ve olmaya da devam ediyor.

Hayatla Mücadeleyi bırakmak”, “ Kendinizle barışmak”, “ Zamanını iyi kullanmak” ve “ Zihinsel Faaliyetlerinizi Geliştirmek” , “ Başınıza gelenlerin sebebini anlamak” istiyorsanız “Nefes Farkındalığı” tekniğini gündeminiz alın.

Her Daim Sevgi ve Işıkla

www.nefestr.com

sibel.kavunoglu@gmail.com

Published in: on Aralık 27, 2013 at 5:13 pm  Yorum Yapın